Mutlu olmak, çoğu insanın sandığı kadar zor, karmaşık ya da ulaşılmaz değildir. Çoğu zaman mutluluğu uzak hedeflerde, büyük başarı hikâyelerinde ya da maddi zenginliklerde ararız. Oysa mutluluk; huzurun, sağlığın ve sevginin kesiştiği sade bir noktada durur. İnsan, bu üç değeri hayatının merkezine koyabildiğinde, mutluluğun aslında hep yanında olduğunu fark eder.
Huzur, mutluluğun temel taşıdır. İç huzuru olmayan bir insan, ne kadar varlığa sahip olursa olsun kendini eksik hisseder. Huzur; insanın kendiyle barışık olması, geçmişin pişmanlıklarını sırtında taşımadan, geleceğin kaygılarına teslim olmadan “şimdi”yi yaşayabilmesidir. Her gün yaşanan küçük stresler, kırgınlıklar ve beklentiler zamanla ruhu yorar. Oysa insan, her şeye yetişmek zorunda olmadığını, herkesi memnun edemeyeceğini kabullendiği an huzura bir adım daha yaklaşır. Huzur, hayattan kaçmak değil; hayatı olduğu gibi kabul edebilmektir.
Sağlık ise mutluluğun sessiz kahramanıdır. İnsan, çoğu zaman sağlığını kaybetmeden onun değerini anlayamaz. Oysa sağlıklı bir nefes almak, sabah uyanabilmek, yürüyebilmek, sevdiklerinin sesini duyabilmek başlı başına birer mutluluk sebebidir. Sağlık sadece bedensel değil, aynı zamanda ruhsal bir dengedir. Zihni sürekli olumsuzluklarla meşgul olan bir insan, bedeni sağlam olsa bile yorgun hisseder. Bu yüzden kendimize iyi bakmak, dinlenmek, yavaşlamak ve ruhumuzu beslemek mutluluğun vazgeçilmez bir parçasıdır.
Sevgi ise mutluluğun kalbidir. Sevgi olmadan huzur eksik, sağlık anlamsız kalır. Sevgi; ailede, dostlukta, paylaşımda ve empati kurabilmekte saklıdır. Sevgi, kalpleri birleştirir; mutluluk ise ruhları. Sevgiyle kurulan bağlar insanı hayata bağlar, yalnızlık duygusunu azaltır ve hayata anlam katar. Bir tebessüm, içten bir “nasılsın”, samimi bir sarılma bazen en pahalı mutluluk reçetesinden daha etkilidir.
Mutluluk, sahip olduklarının kıymetini bilmekle başlar. Sürekli daha fazlasını isteyen, elindekileri görmezden gelen bir insanın mutlu olması zordur. Oysa sahip olduklarımız; bir ev, bir iş, bir aile, bir dost ya da sadece sağlıklı bir beden bile şükür sebebidir. Karşılaştırmak, mutluluğun en büyük düşmanıdır. Başkalarının hayatına bakarak kendi hayatını değersiz görmek, insanı fark etmeden mutsuzluğa sürükler. Herkesin yolu, yükü ve hikâyesi farklıdır.
Gerçek mutluluk, kalbin derinliklerinde hissedilen iç huzurdan gelir. Dış koşullar değişebilir, hayat inişli çıkışlı olabilir; ancak iç huzuru olan bir insan, fırtınalı zamanlarda bile ayakta kalmayı başarır. Mutluluk; her gün kahkaha atmak değil, zor günlerde bile umudu kaybetmemektir. Mutluluk; kusursuz bir hayat değil, kusurlarıyla barışık bir yürektir.
Sonuç olarak, mutlu olmak zor değildir. Zor olan, mutluluğu yanlış yerlerde aramaktır. Huzura değer vermek, sağlığı korumak, sevgiyi çoğaltmak ve sahip olduklarımızın farkına varmak; mutluluğun kapılarını aralar. Hayat bize her zaman istediğimizi vermez ama ihtiyacımız olan dersleri mutlaka sunar. Mutluluk da bu dersleri anlayabilenlerin yol arkadaşı olur. Çünkü mutluluk, aslında insanın kendisiyle kurduğu en samimi bağdır.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder