İyilik, hiçbir zaman boşa gitmeyen bir yatırımdır. Çünkü iyilik, maddi karşılık beklemeden yapılan, ancak karşılığını mutlaka insanın iç dünyasında, toplumda ve zamanın ruhunda bulan bir değerdir. Bugün dünyada yaşanan bunca adaletsizlik, yoksulluk, yalnızlık ve mutsuzluğun içinde iyilik; sessiz ama en güçlü direniştir. İnsanlığın karanlığa karşı yaktığı küçük bir mumdur iyilik. Küçük görünür ama karanlığı deler geçer.
İnsan yaşamında üç önemli şey vardır: Birincisi iyi insan olmaktır, ikincisi iyi bir insan olmaktır, ve üçüncüsü yine iyi bir insan olmaktır. Bu tekrar tesadüf değildir. Çünkü insanın sahip olabileceği en büyük unvan, en yüksek makam, en değerli servet “iyi insan” olabilmektir. İyi insan olmak; sadece kötülük yapmamak değil, gerektiğinde iyiliği bilinçli olarak seçmektir. Zor zamanda vicdanlı kalabilmek, çıkarın önüne merhameti koyabilmektir.
Günümüzde başarı çoğu zaman para, güç ve statü ile ölçülüyor. Oysa bu ölçüler geçicidir. İnsan, arkasında bıraktıklarıyla hatırlanır. Ne kadar kazandığıyla değil, kime dokunduğuyla; ne kadar yükseldiğiyle değil, kimleri ayağa kaldırdığıyla anılır. İyilik, insanı büyüten bir eylemdir. İyilik yapan küçülmez, aksine insanlığını genişletir.
İyilik yaptığınızda, beklemeniz gereken tek ödül sevinçtir. Bu sevinç, başkasının yüzünde gördüğünüz bir tebessümde, kalbinizde oluşan huzurda ve geceleri rahat uyuyabilmenizde gizlidir. İyilik pazarlık konusu olmaz. Karşılık beklenen iyilik, artık iyilik olmaktan çıkar. Gerçek iyilik, görünmeden yapılan, adı anılmadan yaşatılan iyiliktir.
Toplumumuzda sıkça söylenen çok derin bir söz vardır: “İyilik yap denize at, balık bilmezse Hâlık bilir.” Bu söz, iyiliğin muhatabının insan değil, vicdan ve inanç olduğunu anlatır. Her yapılan iyilik mutlaka doğru adrese ulaşır. Belki hemen, belki beklediğiniz şekilde değil; ama mutlaka. İyilik bazen yaptığınız kişiden size döner, bazen hiç tanımadığınız birinden. Bazen de sadece içinizdeki insanın ayakta kalmasını sağlar.
İyilik eylemleri, dünyanın daha iyi bir yer olması için ihtiyaç duyduğu değişimin tohumlarıdır. Büyük dönüşümler, büyük laflarla değil; küçük ama samimi davranışlarla başlar. Bir çocuğun başını okşamak, bir yaşlıyı dinlemek, bir hayvana su vermek, haksızlığa sessiz kalmamak… Bunların her biri birer iyilik tohumudur. Bugün toprağa atılan bu tohumlar, yarın umut olarak filiz verir.
Unutmamak gerekir ki iyilik bulaşıcıdır. Bir insanın yaptığı iyilik, başkasına ilham olur. Zincirleme bir etki yaratır. Kötülüğün hızla yayıldığı bir dünyada, iyilik en güçlü panzehirdir. İnsanlığın hâlâ ayakta olmasının sebebi, sayıları az gibi görünse de iyilikten vazgeçmeyen insanlardır.
Sonuç olarak; dünya belki mükemmel olmayacak, insanlar belki her zaman adil davranmayacak. Ama biz, kendi payımıza düşeni yapabiliriz. İyi insan olmayı seçebiliriz. Çünkü iyilik; kaybedeni olmayan, kazancı insanlık olan tek yatırımdır. Ve insanlık, bugün her zamankinden daha fazla bu yatırıma muhtaçtır.






