21 Şubat 2026 Cumartesi

İNSANLAR BİR GÜNDE DEĞİŞMEZ, SESSİZCE YAVAŞ KAYBOLURLAR

 

İnsan, bir anda değişmez. Hiç kimse bir sabah uyandığında bambaşka biri olmaz. Değişim, sessizce başlar. Küçük hayal kırıklıklarıyla, fark edilmeyen kırgınlıklarla, söylenmeyen sözlerle ve içe atılan duygularla büyür. Zamanla insanın içindeki bazı duygular eksilmeye başlar. Önce güven azalır, sonra heyecan, sonra da eskiden sahip olduğu o saf inanç kaybolur.
Ve insan, bunu çoğu zaman fark etmez.

Bir zamanlar herkese kolayca güvenen biri, artık kimseye güvenmemeyi öğrenir. Bir zamanlar içten gülümseyen biri, artık sadece gerektiği kadar gülümser. Bir zamanlar hayata umutla bakan biri, artık daha temkinli, daha mesafeli ve daha sessizdir. Çünkü hayat, ona bazı gerçekleri öğretmiştir.

En büyük değişimler, en sessiz olanlardır.
İnsan, yaşadığı her hayal kırıklığında içinden bir parçayı geride bırakır. Her ihanette biraz daha suskun olur. Her haksızlıkta biraz daha kabuğuna çekilir. Bu bir zayıflık değil, bir savunmadır. İnsan, kendini korumayı öğrenir. Ama bazen kendini korurken, kendisinden de uzaklaşır.

Bir süre sonra insan, eskiden olduğu kişi olmadığını hisseder. Aynı yüz,
aynı beden, aynı hayat… Ama farklı bir ruh. Daha yorgun, daha dikkatli,
daha az inanan bir ruh.

Modern dünya, insanları güçlü olmaya zorlar. Ama bu güç, çoğu zaman duygularını saklamayı gerektirir. İnsan, üzülmediğini göstermeyi öğrenir. Kırılmadığını göstermeyi öğrenir. Umursamadığını göstermeyi öğrenir.
Oysa içten içe, hâlâ hisseden bir kalp vardır.
Ama o kalp, artık eskisi kadar konuşmaz.

Çünkü her insanın içinde bir sınır vardır. O sınır, tekrar tekrar aşıldığında, insan artık eskisi gibi tepki vermez. Sessizleşir. Kabullenir. Uzaklaşır.
Ve en tehlikelisi, alışır. 
İnsan, en çok da alıştığında kaybolur.

Haksızlığa alışır. Yalnızlığa alışır. Anlaşılmamaya alışır. Ve bir süre sonra, eskiden kabul etmeyeceği şeyleri normal görmeye başlar. Bu, insanın kendisinden vazgeçmeye başladığı andır.

Oysa insan, değerleriyle var olur.
Vicdanıyla, dürüstlüğüyle, merhametiyle var olur. Bunlar kaybolduğunda, geriye sadece bir beden kalır. Yaşayan ama hissetmeyen, konuşan ama anlatmayan, bakan ama görmeyen bir beden.

Bugün birçok insan böyledir. Kalabalıkların içinde yalnız, insanların arasında mesafeli, hayatın içinde ama hayattan uzak…
Çünkü insanlar, bir anda değil, zamanla kaybolur.

Ama her şeye rağmen, insanın içinde her zaman bir umut vardır. Çünkü insan, isterse kendini yeniden bulabilir. Yeniden güvenmeyi öğrenebilir. Yeniden hissetmeyi öğrenebilir. Yeniden kendisi olabilir.
Bu kolay değildir. Ama mümkündür.
Çünkü insanı hayatta tutan şey, sadece nefes almak değildir. İnanmaktır. Hissetmektir. İnsan kalabilmektir.

Hayat, insanı değiştirebilir. Onu yorabilir, kırabilir, sessizleştirebilir. Ama insan, isterse içindeki iyiliği koruyabilir. İsterse tüm yaşananlara rağmen kalbini tamamen kapatmamayı seçebilir.

Çünkü en büyük kayıp, para kaybetmek değildir. En büyük kayıp, insanın kendisini kaybetmesidir.

Ve en büyük güç, bu dünyada değişmeden kalabilmek değil; değişirken bile insan kalabilmektir.

Hiç yorum yok:

ÖNE ÇIKAN YAYINLAR

İNSANLAR BİR GÜNDE DEĞİŞMEZ, SESSİZCE YAVAŞ KAYBOLURLAR

  İnsan, bir anda değişmez. Hiç kimse bir sabah uyandığında bambaşka biri olmaz. Değişim, sessizce başlar. Küçük hayal kırıklıklarıyla, fark...