11 Ocak 2018 Perşembe

MUSTAFA KEMAL ATATÜRK SÖZLERİ


● Ne mutlu Türküm diyene.
● Yurtta sulh, cihanda sulh.
● Söz konusu olan vatansa, gerisi teferruattır.
● Bütün ümidim gençliktedir.
● Türk çocuğu ecdadını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır.
● Ey yükselen yeni nesil, istikbal sizindir. Cumhuriyet'i biz kurduk,
O'nu yükseltecek ve sürdürecek sizlersiniz.
● Herkes ulusal görevini ve sorumluluğunu bilmeli, memleket meseleleri üzerinde o düşünceyle, düşünüp çalışmayı görev edinmelidir.  
● Kendiniz için değil, bağlı bulunduğunuz ulus için elbirliği ile çalışınız. Çalışmaların en yükseği budur.
● Türk milletinin karakter ve adetlerine en uygun olan idare, 
cumhuriyet idaresidir.
● Ey Türk Gençliği! Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.
● Bugün hepimize düşen ortak görev; ulusal değerlere, bilince, Cumhuriyet'e sahip çıkmaktır.
● Öğretmenler! Cumhuriyet sizden düşünceleri hür, vicdanı hür,
irfanı hür nesiller ister.
● Okul, genç beyinlere insanlığa saygıyı, millet ve ülkeye sevgiyi,
bağımsızlık onurunu öğretir.
● Biz cahil dediğimiz zaman, mektepte okumamış olanları kastetmiyoruz. Kastettiğimiz ilim, hakikati bilmektir. Yoksa okumuş olanlardan en büyük cahiller çıktığı gibi, hiç okumak bilmeyenlerden de hakikati gören gerçek alimler çıkabilir.
● İstiklal, istikbal, hürriyet, herşey adaletle mümkündür.
● Türk Milletinin istidadı ve kesin kararı medeniyet yolunda,
durmadan, yılmadan ilerlemektir.
● Arkadaşlar, efendiler ve ey millet, iyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz. En doğru, en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır.
● Ey kahraman Türk kadını, sen yerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın.
● Büyük başarılar, değerli anaların yetiştirdikleri seçkin çocukların yardımıyla meydana gelir.
● Tam bağımsızlık, ancak ekonomik bağımsızlıkla mümkündür.
● Biz kimsenin düşmanı değiliz. Yalnız insanlığın düşmanı olanların düşmanıyız.
● Savaş zaruri ve hayati olmalıdır. Milletin hayatı tehlikeye maruz kalmadıkça savaş bir cinayettir.
● Gençliği yetiştiriniz. Onlara ilim ve irfanın müspet fikirlerini veriniz. Geleceğin aydınlığına onlarla kavuşacaksınız. 

LİDERLİK VE YÖNETİCİLİK


Mustafa Kemal Atatürk Liderlikle ilgili diyor ki;
“Efendiler, tarih, itiraz edilemez bir şekilde ispatlamıştır ki, büyük dâvâlarda başarı için sarsılmaz bir kabiliyet ve kudrete sahip bir önderin varlığı şarttır. “

Mustafa Kemal gibi liderler izleyenlerini misyonları ve misyon hisleri ile heyecanlandırarak bir enerji yaratırlar.
Yöneticiler ise yaratılan bu enerjiyi sevk ve idare ederler.
Lider ile yönetici arasındaki fark tamamı ile  “Misyon” kelimesi içerisinde yatmaktadır. 

Yönetici uygular, lider ise yenilik getirir.
Yönetici süreklilik sağlar, lider ise geliştirir.
Yönetici sisteme, lider insanlara dayanır.
Yönetici denetime, lider insanlara güvenir.
Yönetici işleri doğru yapar, lider ise doğru işi yapar.

LİDER
Belirli şartlar altında kişisel veya grup amaçlarını
gerçekleştirmek üzere kendi veya başkalarının faaliyetlerini
etkileyen ,yönlendiren ve arkasından sürükleyen kişidir.
Değişimle ilgilenir, vizyon sahibidir , yönlendiricidir.
Kendisini izleyenleri, motive eder ve mücadele ruhu aşılar.
Kararlı, çalışkan ve kendisine güvenir.
Sorumluluklarını gönüllü olarak üstlenir.
Konuşma metnini kendisi yazar.
Pratik zeka, kavramsal düşünme,üretkenlik özelliklerine sahiptir.
Etkileyici konuşma, ikna etme, örgütleme ve sosyal becerilere sahiptir.
   
YÖNETİCİ
Kar ve risk başkalarına ait olmak üzere;insan , hizmet veya
üretim faktörlerine ilişkin karar verme ve yetkiyi kullanma
gücüne sahip ve faaliyetleri bir sistem dahilinde yürüten kişidir.
Lider özelliklerine sahip olmayabilir.
Yasal gücünü kullanır, ödül ve cezaya dayalı gücü vardır.
Sermaye sahibi ya da yönetim kurulu tarafından atanır.
Sistemin işleyişi ile ilgilenir.Denetler, tedbirler alır.İşletmenin hedeflerini gerçekleştirmek için belirlenmiş görevleri yaptırır. 

LİDER  TİPLERİ
Geleneksel lider: Geleneklere bağlı lider tipi.
•Karizmatik lider: Belirli bir toplumun tarihsel, geleneksel, ekonomik, toplumsal ve kültürel koşulların hazırladığı bir ortamın adamı.
•Yasal lider: Yönetme ve emretme gücünü yasalardan alır.
•Teknokratik lider: Bir konudaki uzmanlığı ile kendini kabul ettirir.
•Arkadaş tipi lider: İnsana çok değer veren, insanla arkadaşlık kurmak isteyen,astlarının kendisini sevmesini ve işlerinde mutlu olmasını isteyen lider tipi.
• Kurnaz tip lider: Üretim ve insana ilgiyi belli düzeyde ve dengede tutmak isteyen uzlaşmacı bir tutum isteyen lider tipi.
Liberal lider: İnsana ve üretime pek değer vermeyen, sadece özgürlüğü savunan lider tipi.
Hümanist lider: İnsana aşırı önem veren, üretimi ikinci plana iten lider tipi.
Tatlı-sert lider: İnsana ve üretime eşit ölçüde önem veren lider tipi.
Demokratik lider: İşe ve kişiye maksimum düzeyde önem verilmesini savunan lider tipi.
Başaran tip lider: Hem insana, hem de üretime fazla değer veren, bir işi bitirince yeni işler arayan, örgütte karşılıklı güven ve saygı ilişkisi içinde işleri yürütmek isteyen lider tipidir.

LİDERİN ÖZELLİKLERİ
Hızlı ve doğru karar alma
Kararlarını astlarına danışarak alma
Veri ve bilgiye dayalı karar verme
Astlarını geliştirme
Yetki devretme
Kendine güvenme
İnsiyatif sahibi olma
Taraf tutmama
Adil olma
Sabırlı olma
Sakin olma
Tutarlı olma
Planlama yapabilme
İletişim kurabilme
Problem çözme
Yaratıcı olma
Ayrıntılarla ilgilenme
İleriyi görme
Pratik olma
Ekip çalışmasını koordine etme...

DUYGU KOÇLARI


Ne kadar başarılı ya da mutlu olduğumuz IQ’ya değil de EQ’ya bağlı olduğunu son yıllarda yapılan tüm araştırmalar göstermekte. Peki nedir bu EQ denen şey? Duygusal zeka, duygusal farkındalık düzeyimiz ve duygularla başa çıkabilme becerimizdir. Ne kadar yüksekse, mutluluk ve başarı da
o kadar yakın.
Duyguları ilk öğrendiğimiz yer aile ortamı. İçinde büyüdüğümüz aile, ebeveynlerimizin yaptıkları bizlere kendimiz hakkında nasıl hissetmemiz gerektiğini, hislerimizi nasıl yorumlayacağımızı, nasıl davranacağımızı, korkularımızı ya da umutlarımızı nasıl ifade edeceğimizi öğretiyor. Bu süreçte önemli olan ebeveynlerin çocuklara neler söylediği ya da nasıl davrandığından ziyade, kendi aralarında, duygusal sıkıntılar yaşandığında, eşler arasındaki ilişkilerinde kendi duygularıyla nasıl başa çıktıkları…
Aslında herhangi bir değişiklik ya da müdahalede bulunmaksızın yaşamımıza devam ettiğimiz sürece, ebeveynlerimizden öğrendiğimiz, dolayısıyla çocuklarımıza da aktardığımız bir dizi beceri söz konusu. Farkındalık yaratacağını umduğumuz bu yazı dizisi ile, sadece çocuklarınızın duygusal zekasını yükseltmenizi değil, aynı zaman kuşaktan kuşağa aktarılacak mutluluk ve başarı öyküleri yaratmanızı umuyoruz.
Çocuklarımızın öfke ve mutsuzluklarına yönelik gösterdiğimiz tepkiler çocuklarımızın duygusal zekasını belirliyor.  Duygusal zekası da, çocuklarımızın sosyal ilişkilerini, akademik başarılarını, problem çözme becerilerini ve duygusal gelişimlerini…
Duygusal Zekanın Yüksek Olması Neyi Sağlar?
  • Duygusal zekası yüksek çocuklar fiziksel olarak daha sağlıklı olurlar
  • Duygusal zeka yükseldikçe akademik başarı artar
  • Duygusal zekası yüksek çocuklar arkadaşlarıyla daha iyi anlaşırlar, davranış problemleri azalır ve şiddete daha az eğilimli olurlar
  • Duygusal zekanın yüksek olması, çocukların psikolojik açıdan daha sağlıklı olmasını sağlar
  • Duygusal zekası yüksek çocuklar, aile içi kavgalardan ya da boşanmanın yıkıcı etkilerinden korunurlar
  • Duygusal zekası yüksek çocuklar, ebeveynleri ile daha yakın ilişkiler kurar; ebeveynlerine daha saygılı ve samimi davranırlar
  • Duygusal zekası yüksek çocuklar problem çözmede daha başarılı, stres yaratan yaşam olayları karşısında daha dayanıklıdır
  • Duygusal zekası yüksek çocuklar riskli davranış ve alışkanlıklardan uzak dururlar
  • Duygusal zekası yüksek çocukların ailelerine ve onların değerlerine gösterdikleri uyum çok yüksek, disipline ilişkin sorunlar yaşama olasılıkları çok düşüktür
  • Duygusal zekası yüksek çocuklar daha mutlu olan, olumlu duyguları yoğun deneyimleyen çocuklardır.
  • Duygularla başa çıkma konusunda çocuklarına yol göstermeyenler:
    • Duyguları Yok Sayan Aileler: Çocuklarının negatif duygularını görmezden gelirler, ciddiye almazlar ve önemsizleştirirler.
    • Duyguları Reddeden Aileler: çocuklarının negatif duygu ifade ettiklerinde onları eleştirirler, azarlarlar ve cezalandırırlar.
    • Aşırı Hoşgörülü Aileler: çocuklarının duygularını kabul ederler, çocuklarıyla empati kurarlar. Fakat onların davranışlarını yönlendirme ve sınır koyma konusunda yetersiz kalırlar.
  • Duygusal Zekayı Yükselten Aileler
    • Duygu Koçluğu Yapan Aileler: Çocuklarının duygularıyla yakından ilgilenen ebeveynlere “Duygu Koçları’” diyoruz. Söz konusu ebeveynler çocuklarına hayatın iniş ve çıkışlarıyla başa çıkma stratejileri öğretirler, çocuklarının öfke, korku ya da üzüntülerini ifade etmelerine karşı çıkmazlar ve çocuklarının olumsuz duygularını görmezden gelmezler. Negatif duyguları ifade etmeyi hayatın bir parçası olarak görürler; duygusal anları kendi avantajlarına çevirip çocuklarına önemli hayat dersleri vermek ve onlarla yakınlaşmak için kullanırlar.

GÜVENSİZLİK


Kişisel ilişkilerimizdeki en büyük sınavlardan biri güven bunalımıdır. Zaman zaman kişisel güvensizlikleriniz veya duygusal anlamda yaralanmalarınız ortaya çıktığında, güveninizi yeniden kazanabilmek için bazı adımlar atmanız gerekebilir. Neler mi? İşte cevabı…
3 adımda ilişkilerinizdeki güven kırıcı durumlara karşı kendinizi daha iyi hissedebilirsiniz
İlişkilerinizde kişisel güvensizlikleriniz veya duygusal anlamda yaralanmalarınız ortaya çıktığında, güveninizi yeniden kazanabilmek için bazı adımlar atmanız gerekebilir. Herhangi bir güvensizlik durumunda kendinizi nasıl yatıştıracağınızı bilirseniz daha sakin bir hayatınız ve güvenli, mutlu bir yaşamınız olabilir.
1. Her zaman bir güvensizlik yaşayabilirsiniz. Bazı şeyler sizi tetikleyebilir.
Farkındalık, büyümek için çok önemli bir araçtır. Eğer insan bir şeylerin farkında olmazsa, karşısına çıkan beklenmedik olaylarda korkabilir. Farkındalık, yaşayacağınız acıyla sizin aranıza bir mesafe koyabilir. Beklenmedik bir şeyle karşılaştığınızda duygusalanlamda çökebilirsiniz. Böyle bir çöküntü yaşamamak için bedeninizde neler olup bittiğini bilmeniz sizin açınızdan faydalı olabilir. Bunu farkettiğiniz andan itibaren reaksiyon gösterme aşamasından gözlem yapma aşamasına geçmiş olursunuz.
Peki bunu nasıl yapabilirsiniz? İlişkinizde ya da ayrılıklarınızda sorun yaşadığınız zaman, tek bilmeniz gereken bir şeyin olduğu ve bu sebeple kötü hissettiğiniz olmalıdır. Bunu analiz etmeye ya da düzeltmeye kalkışmayın. Sadece bedeninizde hissettiklerinizi yaşayın. Bunu yapmak kolay olmayabilir. Ancak bu deneyimi yaşayıp acı eşiğinizi geçtiğinizde; normal bir psikolojiye dönmeniz daha kolay olacaktır.
2. Zihninizin size anlatacağı hikayelerle çok vakit geçirmeyin.
Zihnimiz her zaman bizi doğruya yöneltmeyebilir. Özellikle egolarımız bazı durumlarda bizi yanıltabilir.
Zihnimiz zaman zaman bizi korumak adına bazı telkinlerde bulunabilir. Ancak zihninizin sizin çektiğiniz acılarla ilgili oluşturacağı hikayelere ne kadar çok girerseniz, yaşayacağınız kötü ruh hali de o kadar devam edecektir.
Bir olay sizi ateşlediğinde, zihninizdeki hikayelere çok fazla takılmayın; çünkü bu hikayeler sizin kendi acılarınızdan ötürü ortaya çıkıyor. Bunun bilincinde olmanız işinize yarayabilir. Bunun yerine, bedeninizin ne hissettiğine kendinizi odaklarsanız, zihniniz sizi etkisi altına alamayacaktır.
3. Kendinize merhametle yaklaşın
En son aşamada, kalbinizi açmanız ve kendinize merhametle yaklaşmanız gerekiyor. Ne zaman bir olaydan ötürü ateşlenirseniz, bu yaralanan, acı çeken kısmınızın ortaya çıktığı anlamına gelir. Herkesin geçmişten gelen acıları vardır. Sizin yaşadığınız acıların üstünü örtmeye ya da ayıp bir şey gibi davranmaya gerek yok. Ancak bu acı çeken kısımlarınıza merhametle yaklaşmanız sizin için daha iyi olacaktır.
Son olarak, bu acılarınızı tetikleyen olaylar kötü olabilir ancak sizin hayatınızı alt üst etmemesi gerekir. Bu deneyimlerden faydalanarak daha güçlü ve her şeyden çok fazla etkilenmeyen bir insana dönüşebilirsiniz.

ÖNE ÇIKAN YAYINLAR

UMUTSUZ OLMAK İNSANI YAŞLANDIRIR

  İnsan bedeni zamanla yaşlanır; bu kaçınılmazdır. Ancak insanın ruhu, zihni ve hayata bakışı çok daha erken yaşlanabilir. Bunun en büyük se...