4 Şubat 2018 Pazar

İZMİR ÇANDARLI (PITANE)


İZMİR Çandarlı (Pitane) Dikili'nin güneyinde yer alan popüler bir tatil beldesidir. İzmir'e 85 km , Dikili'ye 18 km olan Çandarlı, görmeniz ve ziyaret etmeniz tavsiye edilen yerlerden birisidir. Kraliçe Kenti olan Çandarlı'nın kurucularının Amazonlar olduğu rivayet edilmektedir. Çandarlı'daki antik Kent ve Kale adını Amazon Kraliçesi Pitane’den almıştır.Çandarlı'nın tarihi M.Ö. 4000'li yıllara dayanmaktadır. Çandarlı'ya eski dönemlerde pek uygarlık hakim olup bu uygarlılardan bazıları Hititliler, Persler, İonyalılar, Lidyalılar, Romalılar, Bizanslılar, Selçuklular, Saruhanoğulları, Karesioğulları ve Osmanlı İmparatorluğu'dur.
Çandarlı'nın en popüler yeri, girişte hemen göze çarpan görülecek yeri ve adıyla anılan sembolü Çandarlı Kalesi'dir.Türkiye'nin en iyi korunmuş durumda olan kalelerinden birisi olan ve Helenistik çağ surlarıyla örülmüş olan Çandarlı Kalesi 13. ve 14. yy.larda Ceneviz şövalyeleri tarafından İzmir Yeni Foça'daki şarap yataklarını işletmek üzere inşa edilmiş olup sonrasında 1450-1500 ve 1814 yıllarında Türkler tarafından onarılmış, en son 1955 yılında restore edilmiştir. 

Helen dilinde Elaia, zeytinlik anlamına gelir. Gerçekten de bugün bile çevrenin hâkim bitki örtüsü göz alabildiğine dağlara doğru uzanan dönümlerce zeytin ağacıdır. Meyvesi İlk Çağda ilaç niyetine kullanılan ve kendisinden şifa beklenen ölümsüz zeytin ağacının adının burada bir liman kentine isim olması oldukça dikkat çekicidir. Tarihin yıkıcı etkisi altında sahneden çekilen Elaia’nın yerine ise zeytinin adını bugün, sanki tarihteki kente nazire olsun diye Kazıkbağları Mevkii’nin hemen üstünde yer alan Zeytindağ beldesi taşımayı sürdürür.Cennet Tepe, Çandarlı’nın girişinde yer alan, yarımada kısmını ve denizi panoramik şekilde gören manzarasıyla ünlü, doğayla iç içe bir nokta.Denizi, güneşi, rüzgarı, kıyı yükseltisi nedeniyle manzarası, koyları, adaları ile Çandarlı üç tarafı denizle çevrili köy yaşamı, kent yaşamının aynı anda yaşandığı, yerli üretim bolluğu, sakin ve sessizliği ile tam bir tatil ve dinlenme diyarıdır.Çandarlı doğal özelliklerini korumuş olma şansını elinde bulunduran bir beldedir.
Çandarlı'da her yıl Temmuz ayının 2.nci haftasında Kale İçi Kültür Ve Sanat Festivali düzenlenir.Festival Hürriyet Meydanı'ndaki Atatürk Anıtı'na  çelenk konulması ve saygı duruşuyla başlıyor. Çandarlı Kültür ve Sanat Festivali heryıl kültür ve sanatın birleştiği çeşitli etkinliklerle adından söz ediliyor.Çandarlı Kalesinde akşam verilen konserlerle festival coşkuyla sonuçlanıyor.
Kale dışında merkezde görebileceğiniz tarihi eser Çandarlı Şadırvanı. 1805 yılında yapılmış olan şadırvan İzmir Valiliği ve Çandarlı Belediyesi’nin katkılarıyla restore edilerek bugünkü haline getirilmiş. 1800 yıllarında yapılmış olan Tarihi Zeytinyağı Fabrikası ise deniz kenarında iki katlı bir bina ve halen ayakta. 2012 yılında restore edilerek kullanıma açılan binada çeşitli kültürel aktiviteler ve sergiler yer alıyor. Bahçesi de kafeterya olarak hizmet veriyor. Yine merkezde bulunan eski bir yapı ise Tarihi Çandarlı Hamamı. 16. yüzyılda yapıldığı düşünülen hamam yakın zamana kadar aktif olarak kullanılıyormuş. 2010 yılında restore edilerek etnografya müzesi haline getirilmiş.





İZMİR FOÇA (PHOKAIA)

İzmir’e 66 km’lik bir karayolu ile bağlanan Foça, İzmir’in kuzeyinde Çandarlı ve İzmir Körfezi arasında, üç tarafı denizle çevrili bir yarımada üzerinde kurulmuştur. Karşısında yer alan İncir, Orak ve Fener Adaları Foça’yı doğal bir liman durumuna getirmiştir.İlçe Merkezine 22 km uzaklıkta Yenifoça, 16 km uzaklıkta Gerenköy ve 10 km uzaklıkta Bağarası yerleşim yerleri bulunmaktadır.
İzmir - Çanakkale yolunun 39 km'sinden sola sapıp 26 km. sonra Foça'ya ulaşılır.Akdeniz ikliminin egemen olduğu ilçemiz, İzmir ilinin en az yağış alan ilçelerinden birisidir.Hemen her mevsim poyraz ve batı rüzgarları eser. Temmuz ve Ağustos en sıcak aylardır. Sıcaklığın 35 dereceyi aştığı olur.İlçenin toplam nüfusu 44.500'dür.Yaz aylarında bu nüfus 5 katına çıkar. 
Phokaia’nın kuruluşu üzerine çeşitli görüşler vardır; Antik yazar Pausanias’a göre İzmir’in batsındaki Teos ve Erthrai’den gelenlerce kurulmuştur. Antik yazarlardan Herodot, Strabon ve Şam’lı Nikolaos’a göre ise, Orta Yunanistan’da Peloponnes Yarımadası’nda yaşayan Phokisliler, Anadolu’ya gelmişler ve bölgeye egemen olan Kyme kentinin verdiği izin ile Phokaia’yı kurmuşlardır.
Foça adalarında yaşayan foklardan adını alan Phokaia, Aiollar tarafından MÖ 11. yüzyılda kuruldu. O zamanlarda en önemli İyonya'nin yerleşim yerlerinden biri olan Phokaia'de İyon yerleşimi MÖ 9. yüzyıl da başlamıştır. 
Bütün Ege’de eski dokusunu nispeten de olsa koruyabilmiş az sayıdaki sahil yerleşimlerinden birisi Foça. Eski ve Yeni Foça olarak iki bölümlü bir ilçe. Korunmuş olanı Eski Foça. Foça, yani eski Foça ilk görüşte insanı çarpan bir yer. Denize bakıyorsunuz önde balıkçı tekneleri, arkada mavi ve ötede küçücük adacıklarla güzeller güzeli bir koy. Karaya dönüyorsunuz daracık taş sokakları,eski evleri ve güzel insanları ile güzeller güzeli bir küçük ilçe. Bunların hepsine birden Foça deniyor ve insanı ilk görüşte sarıp sarmalayıveriyor.
Foça ve çevresi büyülü doğal güzelliklere sahiptir. Siren Kayalıkları ve Foça Adaları da bunlardan en fazla dikkat çekenler. Efsaneye göre bir zamanlar bu adacıklarda denizkızları yaşıyor ve balıkçıların yolunu şaşırıp teknelerinin batmalarına neden oluyordu. En büyüğü Orak Adasıolan adalara doğru tekne yapabilir ve şansınız varsa bir fok balığına rastlayabilirsiniz. İşin ilginci bu adaların silueti de fok balığını andırıyor. Tarihi yapılara meraklı olanlar da Foça'da kendilerini çok mutlu hissedebilir. Foça'ya 10 km. uzaklıktaki kaya anıt mezar Taş Ev, yine bir kaya mezar olan Şeytan Hamamı, BeşKapılar Kalesi ve Osmanlı zamanından kalan hamamlar Foça'da gezebileceğiniz tarihi yapılardan bazıları.
Foça'nın bir özelliği de Foça evleri. Geleneksel Foça evleri, kule evler, bitişik düzen evler ve tek tip evler olmak üzere üç gruptan oluşuyor. Bunlardan kule evler, yüksek olmaları nedeniyle böyle anılıyor. Bitişik düzen evler adından da anlaşılabileceği gibi yan yana yapılmışlar ve kapılarından doğrudan sokağa çıkarılıyor. Ve Foça'nın taş evlerinin arasında dolaşmak, limanda balıkçıları seyretmek insana zamanda yolculuk yapıyormuş hissini veriyor. Zaten Foçalılar yüzyıllardır geçimlerini balıkçılıkla sağlıyorlar.








ÖNE ÇIKAN YAYINLAR

UMUTSUZ OLMAK İNSANI YAŞLANDIRIR

  İnsan bedeni zamanla yaşlanır; bu kaçınılmazdır. Ancak insanın ruhu, zihni ve hayata bakışı çok daha erken yaşlanabilir. Bunun en büyük se...