6 Şubat 2025 Perşembe

CARPE DIEM



Carpe Diem Felsefesi ile 
Hayatın Tadını Çıkarın!

Yaşam kalitenizi artırmak, hayatınızı yeniden şekillendirmek ve biraz daha keyifli bir hale getirmek istiyorsanız, Carpe Diem felsefesi tam size göre!
Peki, Carpe Diem nedir? 

Anı yaşamak olarak bilinen Carpe Diem, “günü yakala” olarak Türkçeye çevrilmiştir. Milattan 23 yıl öncesine dayanan bu felsefi akım, Romalı şair Horatius’un yazdığı bir eserin dizelerinde geçer. Anı yaşamak, günü gün etmek, doyasıya yaşamak ve tadını çıkarmak anlamlarına gelir.

Carpe Diem felsefesi, her daim ölüm gerçeğinin farkında olarak zamanın değerini bilenlerin ve anı yaşamaya özen gösterenlerin felsefesi olarak da tanımlanabilir.


Olmak, her nasılsanız öyle olmanıza izin vermek ve öyle olduğunuz için kendinizi bütünüyle sevmek demektir...Ne hissediyorsanız onu hissetmek ve o duyguyu yaşamaktır...Olmak tümüyle anda yaşamaktır çünkü...Şimdi’nin var olan tüm şey olduğunu bilirsiniz...Bu istediğiniz şeyi yapmaktır , ruhunuzun sizi ittiği serüveni yaşamaktır.

Neden ” olmak ” ?…Bu şekilde yaşadığınızda, kendinizi, başkalarını ya da aklınıza gelen düşünceleri asla yargılamazsınız.O zaman doğru-yanlış, olanaklı-olanaksız, kusurlu-kusursuz, olumlu-olumsuz diye bir şey olmaz.Artık, an-ın güzelliğini hissetmenize ve onun tadını çıkarmanıza izin vermeyen zaman illüsyonu da olmaz. Olma hali içinde bulunduğunuzda sadece yaşamın Oluşu ve Şimdi’nin sürekliliği vardır.

Olma hali içindeyken, düşünceleriniz artık geçmiş ya da gelecekle oyalanmaz; suçluluk duygusu ve pişmanlık ve yapılması gereken şeyler tarafından işgal edilmez. Olma halinde, belli bir gerçeğe tutunmaz, tüm gerçekleri incelersiniz. Tüm gerçekleri bir Oluş olarak görür ve -olma haliniz içinde uygulanabilir olup olmadıklarını belirlemek için- her birinin araştırılmasına izin verirsiniz. Bu şekilde yaşadığınızda,size gelen tüm düşünceler düşünülür ve beyniniz vasıtasıyla, bedeninizde hisler olarak idrak edilir, ki bu da daha çok bilişin, daha fazla düşüncenin, daha fazla Oluşun yaşanmasını sağlar.

Yalnızca “olduğunuz”da, her şeyin Oluşu ile uyum içinde olursunuz. Ve bu uyumla, istediğiniz her şeye sahip olabilirsiniz ve olmaktan başka hiçbir şey yapmanız gerekmez. Varlığınızın Tanrısı, düşündüğünüz, istediğiniz her şeyi size çekecektir. Her dışsal prensibi yapmaya çalışarak kendilerini meşgul edenler, içsel prensibi etkisiz kılıp boşa harcarlar.Olmakta, siz zaten her şeye sahipsinizdir ve her şeysinizdir.

Yalnızca olduğunuzda ve tüm düşünceleri almanıza izin verdiğinizde, işte o zaman Tanrı’nın sesini işitebilirsiniz. O zaman bilmek istediğiniz her şeyi bir anda bilebilirsiniz. Düşüncelerinizi yargılamadan, ruhunuzda duygu olarak tezahür etmelerine izin verdiğinizde -yalnızca Oluş’a ve olan her şeye açık olarak- o zaman sınırsız Tanrı olarak yaşarsınız.Böylece kendi Tanrı benliğinizin saf bir kanalı olur ve Tanrı zihninin saf sadeliğine yaklaşırsınız.

Bilerek ve izin vererek yaşamayı öğrenin. O zaman değişmiş ego üzerinde hakimiyet kurmuş olursunuz.O zaman yedinci kata, yedinci mühüre, yedinci cennete ulaşmış olursunuz çünkü o düzeyde yargı yoktur; sadece yaşamın sürekli Oluşu vardır. Bir kez yargıyı aştığınızda, bu dünyayı, bu katı bütünüyle aşmış olursunuz...

NEŞELİ OL Kİ GENÇ KALASIN

                           

“Sağlık, hayattaki en büyük hazinedir. 

Mutluluk ise bu hazineyi parlatan değerli bir taştır.”


Şükran duyun. 
 
Egzersiz yapın.
Dinlemeyi öğrenin.
Pozitif ilişkiler kurun.
Doğada zaman geçirin.
Yaşlan ama paslanma.
Özür dilemekten çekinme.
Kendinize zaman ayırın.
Aynı hatayı ikinci kez yineleme.
Mükemmeli ara, kusursuzu değil.
İnsandaki iyiyi ortaya çıkarmayı bil.
Senden daha zeki insanları işe al.
Büyük düşün, küçük zevklerin tadına var.
Her şeyi bulduğundan daha iyi durumda bırak.
Sürekli “Ben dürüstüm” diyenlerden kuşkulan.
İlk kez tanıştığın insanlara önce işlerini sorma.
Acıyı ve düş kırıklığını, yaşamın bir parçası gibi kabul et.
Çocuklarını övgüye sahip olabilecekleri biçimde yetiştir.
Keşke sözcüğü yerine “Bir daha ki sefere” demeyi dene.
Çocuklarına sık sık onlara ne denli çok güvendiğini söyle.
Kaybedecek bir şeyleri kalmamış insanlardan kendini koru.
İnsanların her zaman gerçeği duymak istediklerini sanma.
Köprüleri atma. Aynı nehri yine geçmek zorunda kalabilirsin.
Başarılarının sana sağladığı iç huzuru sağlık ve sevgi ile ölç.
Ailene “en iyisini vermek” yerine, “verebileceğinin en iyisini” ver.
Duyurduğun ya da duyduğun haberlerin taraflı olduğunu unutma.
Asıl savaşı kazanmak için küçük bir çarpışmayı yitirmeyi göze al.
Maddi durumun çok iyi olsa bile, bırak çocukların kendi harçlıklarını kendileri kazanabilsinler.

ÖNE ÇIKAN YAYINLAR

UMUTSUZ OLMAK İNSANI YAŞLANDIRIR

  İnsan bedeni zamanla yaşlanır; bu kaçınılmazdır. Ancak insanın ruhu, zihni ve hayata bakışı çok daha erken yaşlanabilir. Bunun en büyük se...