6 Ekim 2025 Pazartesi

BİRLİKTEN KUVVET DOĞAR

 


İnsan yaşamı boyunca bir çok şeyi tek başına yapabilir ama hayatı boyunca başkaları ile işbirliği içinde olmadan ve birlikte hareket etmeden tam anlamıyla başarıya ulaşamaz.

Hayatın zorlu kulvarında adımlarınızı atarken aşılması gereken zorluklar ile karşılaştığımızda o zorluğu yanımızda olanlar sayesinde güç birliği yaparak aşabiliriz. O zaman bizim için başarının sırrı takım olmak ve birlikte hareket etmektir diyebiliriz. Her zaman ve her yerde bireysel hareket edilmeyeceğini bilmeli ve işlerimizi daha kolaylaştırabilmek ve oldurabilmek için birlik ve beraberliğin önemini kavramalıyız.

Toplum içinde insanlar, kendi başlarına yaşayamazlar. İnsanlar bir araya gelerek toplumu oluşturur. Toplumlarsa ırkları ve ulusları oluşturarak büyük bir kuvvetin içinde yer alırlar.

 Kişiler, olaylar karşısında tek başınayken seslerini duyuramazlar veya tek başınayken, ferdi oldukları için bir anlam etmeyebilirler. Fakat bir topluluk olarak hareket ettiklerinde, mutlaka dikkate alınır ve fark edilirler. Çünkü insanlar, çoğunluğu göz ardı edemez ve yok sayamazlar.

Günümüz iş dünyasında bireysel başarılar hala önemli; ancak bir şirketin gerçek anlamda büyüyüp gelişmesi, güçlü bir takım çalışmasıyla mümkün oluyor. Tek bir kişinin yetenekleri ne kadar etkileyici olursa olsun, karmaşık projeler ve hedeflere ulaşmak için birden fazla kişinin katkısına ihtiyaç var. Çünkü herkesin güçlü olduğu farklı alanlar ve bakış açıları bulunuyor. İşte tam da bu noktada, “birlikten kuvvet doğar” anlayışı devreye giriyor.


Modern iş ortamları, farklı yeteneklere ve geçmişlere sahip insanların bir araya geldiği yerlerdir. Takım çalışmasının bu kadar önemli olmasının sebeplerinden biri de, çeşitliliğin yaratıcılığı artırmasıdır. Farklı bakış açıları, sorunlara daha geniş bir perspektiften bakılmasını sağlar ve bu da yenilikçi çözümler üretmenin anahtarıdır.


“Birlikten kuvvet doğar” demek, sadece bir araya gelmek değil; aynı zamanda güven ve iletişim temelinde bir bağ kurmak anlamına gelir. Takım üyelerinin birbirine güvenmesi, açık ve etkili bir iletişim kurması, hem iş verimliliğini artırır hem de motivasyonu yükseltir. Bu iki unsur olmadan, en yetenekli insanların bile bir arada çalışması oldukça zor olabilir.

Günümüzde teknolojinin hızla ilerlemesi, takım çalışmasının sınırlarını da genişletti. Artık farklı şehirlerde veya ülkelerde bulunan ekipler bile aynı proje üzerinde sorunsuz bir şekilde çalışabiliyor. Video konferanslar, proje yönetim yazılımları ve anlık mesajlaşma uygulamaları sayesinde, takım çalışması mekandan bağımsız hale geldi. Bu da “birlikten kuvvet doğar” atasözünün, sadece fiziksel değil, dijital olarak da geçerli olduğunu gösteriyor.

KURUMSAL KÜLTÜR

 

Bir şirketin altyapısı ve organizasyonu kadar üst yapısı yani kültür ve değerleri de iş başarısını belirlemektedir. Kurum kültürü kurumdaki bireylere, birbirlerine davranışlarında ve işlerinin yapılma şekli konusunda rehber olan, bireyler arası etkileşimle ortaya çıkan ve paylaşılan inançlar, tutumlar, tahminler ve beklentiler modelidir.

Bu nedenle hissedarlardan çalışanlara ve hatta müşterilere kadar günümüzde kurum kültürü ve kurumsal değerler çok önemsenmektedir.

Kurum kültürü; bir kurumda çalışan kişilerin davranışlarını yönlendiren normlar, kalıplar, inançlar, tutumlar ve davranışların oluşturduğu bir bütündür.

KURUM KÜLTÜRÜNÜ OLUŞTURAN UNSURLAR
Kurum kültürü şu unsurlardan oluşur;

1- Kurumun tarihi,
2- Kurumun değerleri,
3- Kurumun inançları,
4- Kurum ile ilgili yazılı eserler,
5- Kurumun sembolleri,
6- Kurumun resmi olmayan örgüt yapısı,
7- Kurumla ilgili adet ve gelenekler,
8- Kurumla ilgili günler ve törenler,
9- Kurumun önde gelen kahramanları(şehitler gibi)
10- Kurumun misyonu ve vizyonu,
11- Kurumun kuruluşu ve kurucuları,
12- Kurumdaki davranış kuralları.

KURUM KÜLTÜRÜ OLUŞTURURKEN DİKKAT EDİLECEK KONULAR
Kurum kültürü oluştururken dikkat edilecek konuları şöyle sıralayabiliriz;

1- Etkin ve açık bir iletişim,
2- Çalışanların karar süreçlerine katılımı,
3- Çalışanlar arasında uyum,
4- Yetki ve sorumlulukların akılcı bir şekilde dağıtılması,
5- Kurumun çalışmalarının güvence altına alınması,
6- Kurumun geleceğinin güvence altına alınması.

KURUM FELSEFESİNİN UNSURLARI
Kurum felsefesini oluşturan unsurları şöyle sıralayabiliriz;

1-  Kurum  VİZYONU,
2-  Kurum  MİSYONU,
3-  Kurumun  TEMEL DEĞERLERİ,
4-  Kurumun  TEMEL SLOGANLARI.

KURUM FELSEFESİNİN FONKSİYONLARI
Kurum felsefesinin fonksiyonlarını şöyle ifade edebiliriz;

1-  Oryantasyon ile örgütün akılcı bir şekilde yönlendirilmesi,
2-  Motivasyon ile çalışanların motive edilmesi,
3-  Şeffaflık ve açıklama yapma imkanlarının kazanılması,
4-  Seçim yapma imkanlarının gelişmesi.

SEVGİ SAYGI YAŞAMIN VAZGEÇİLMEZİ


Saygı; Değeri, üstünlüğü, yaşlılığı, yararlılığı, kutsallığı dolayısıyla bir kimseye, bir şeye karşı dikkatli, özenliölçülü davranmaya sebep olan sevgi duygusuhürmet, ihtiramdır.

Saygının var olduğu bir zincir, değer üretme azmi taşır. Taşı taşın üzerine koyma enerjisi vardır.

Saygı görmek istiyorsan, saygı görmek istediklerine sen saygı göstermelisin.

Saygı hayatın basit bileşenlerinde gösterir kendini… İleri toplum sosyolojisini gösterir.

Bir başkasının hakkını ezmeyecek mimari yapılanma, kendine yeterlilik, ben’i değil biz’i önceleyen.. mütevazı, doğa ile dost…

İleri uygarlık bu değilse nedir? Sevgi ile birlikte anılır genelde…

Soru şudur, saygı mı sevgi mi önce gelir? Benim cevabım; önce saygıdır. Zira sevgi, saygı ile korunur, çerçevelenir, sürdürülebilir hale gelir.

Sevgi bağı, saygı olmadan fazlaca dayanamaz. Saygı, sevgiyi besleyen, koruyan, geliştirendir.

Saygı kayığına binmeden sevgi denizi geçilmez.

Saygı satın alınmaz, kazanılır. Saygı ruhu yücelten en önemli unsurdur.

“Bizi insan yapan sevgi ve saygıdır.”

“Büyüklere hürmet en büyük vazifedir.”

“Başarılı olmak kolay, saygıdeğer olmak zordur.”

“Saygı düzenin anahtarıdır.”

“En büyük başarı insanlardan edinilen saygı ve sevgidir.”

“Bizi insan yapan sevgi ve saygıdır.”

“Büyüklere hürmet en büyük vazifedir.”

“Başarılı olmak kolay, saygıdeğer olmak zordur.”

“Saygı düzenin anahtarıdır.”

“En büyük başarı insanlardan edinilen saygı ve sevgidir.”

25 Haziran 2025 Çarşamba

TİLDA KILIÇ

TİLDA KILIÇ

Mimar Sinan Devlet Konservatuvarı Piyano Bölümü mezunu olan Tilda, single ve albüm çalışmalarının yanı sıra, akademik kariyerine yüksek lisans yaparak devam etmek istiyor. Böylece, doğuştan var olan yeteneğini, lisansüstü düzeyde müzik eğitimleri ile besleyip güçlendirerek donanımını zirveye taşımak istiyor.

 Aranjörlüğünü, Türkiye’nin önemli ve çok değerli müzik adamlarından birisi olan Volkan Şanda üstleniyor. Şanda Tilda’nın gizemli ve büyülü dünyasına senfonik tınılar ile dahil olarak onun müziği ile adeta etle tırnak gibi bütünleşiyor.  Lirik ve senfonik alt yapısı ile film müziği tadındaki bu zengin bileşim dinleyiciyi adeta içerisine çekerek içsel bir yolculuğa davet ediyor. 


Tilda’nın müzikseverlerle buluşan ilk projesi olan Azelya, 2 Mayıs 2025’te Profabrika Prodüksiyon ve Soundbox etiketiyle tüm dijital platformlarda yayımlanıyor. İki parçadan oluşan bu özel çalışma, senfonik rock temelleriyle yerel melodik unsurların harmonisinden oluşuyor.   


Okullu bir müzisyen İdem Tilda Kılıç… Çok küçük yaşlardan beri müzisyen olmak isteyen, müziğe adanmış bir sanatçı adayı… Türk rock müziğine senfonik bir derinlik kazandıracak single’larıyla gönülleri fethetmeye kararlı…


İlk maksi single’ı olan AZELYA ile sesinin gücünü ve genişliğini cömertçe sergiliyor. Besteci, söz yazarı ve yorumcu kimliğiyle, çok yönlü bir müzisyen tavrı sergileyen Tilda’nın müziği, güçlü duyguları, geniş bir ses frekans aralığında yüreğimizi ısıtıyor.


Bu yolculuğa Tilda’nın annesi olan Marmara Üniversitesi’nde Dekan olarak görev yapan annesi, Sanat Tarihi Profesörü Sibel Kılıç’da
söz yazarı olarak dokunuşlar yaparak eşlik ediyor. 



7 Şubat 2025 Cuma

STRESLE YAŞAMA


STRESSİZ YAŞAM ÖNEMLİ

1) Problem veya içinde bulunulan duygusal duruma odaklanarak başa çıkma.

Probleme odaklanarak başa çıkma tarzında, var olan bir olayı değiştirmeye çalışırız. Böylece yeni bilgiler elde ederek stres yaratan faktör veya faktörleri elimine etmeye çalışırız. Örneğin trafik sıkışıklığında kalmışsak, alternatif yol güzergahları belirleyip bu güzergahları kullanabiliriz. Dikkat edilirse bu yöntemle stresimizin üstesinden gelmekte başarılı oluruz. Duygusal duruma odaklı başa çıkma da ise birey stresin verdiği olumsuz duyguları ortadan kaldırmak için duygularını değiştirmeye çalışır. Örneğin iyi ki trafik tıkandı, bugün işe gitmeyi hiç istemiyordum. Oysa işe gitmek bizim bir sorumluluğumuzdur. Bu örnekte birey kendisini geçici olarak duygusal anlamda rahatlatmaktadır. Bu başa çıkma tarzı bizi kesin çözüme ulaştırmaz.

2) Stres kaynağını kontrol ederek veya kaçarak başa çıkma.

Bir problemin varlığını kabul edip bunu çözmek üzere bir plan yapabiliriz. Bu durumda stres kaynağını kontrol etmekteyiz. Bunun terside stres kaynağını görmezden gelmek, unutmaya çalışmak, arkamızı dönmek veya başka ortamlara geçmek şeklinde kaçma davranışı olarak da ortaya çıkabilir. Örneğin iş yerinde kavgalı olduğumuz bir arkadaşımız var. Biz bu kavganın önemli olmadığı üzerinde durabiliriz, onunla mümkün olduğu kadar az iletişime girebiliriz veya başka bir bölüme alınmamızı isteyebiliriz. Görülüyor ki stres kaynağını kontrol etmek bir kalıcı çözüm iken, kaçmak, yok saymak, ilgilenmemek stresi ortadan kaldırmamaktadır.

3) Sosyal destek arayarak veya yalnız başına başa çıkma.

Bazı durumlarda strese karşı yalnız başına mücadele etmek iyi iken bazı durumlarda da sosyal destek alarak mücadele etmek iyidir. Şöyle ki sorunumuz kimseye anlatılamayacak kadar özel ise o zaman yalnız başına bir çare aramak daha iyidir. Eğer durum sosyal destek almamıza engel teşkil etmiyorsa o zaman özellikle iş stresine çare olarak iş arkadaşlarından sosyal destek almak çok iyi sonuçlar vermektedir. Ama burada dikkat edilmesi gereken nokta kimden ne kadar destek alacağımızdır. Sorunlarımızın çözümü için aldığımız destek kariyer ilerlememizde önümüze engel olarak çıkmamalıdır.

4) Bilişsel ve davranışsal stratejiler.

• Aşamalı gevşeme teknikleri

Bu metod da stresin neden olduğu kas gerginliği ile aynı kasın tam gevşek durumu arasındaki farkı ayırt edebilme yeteneğimizin kazanılmasıdır. Madem ki stres kaslarda gerginliğe (tonus) neden oluyor o zaman kasın gevsek durumunu bilirsek stres altında olduğumuzu bilir ve gevşeme yöntemini kullanabiliriz. Bu yöntemde sırasıyla eller ve kollar daha sonra yüz, boyun, omuzlar ve sırtın üst bölümü sonra göğüs, karın ve sırtın alt bölümü ve son olarak ta kalça kasları, bacaklar, ayaklar ve tüm vücut gevşetilmelidir.

Yapılması gereken örneğin sağ yumruğunuzu sıkın bir süre böyle tutun sonra yumruğunuzu gevşetin. Tekrar aynısını yapın. Yumruğunuz sıkılı ve gevşek durumları arasındaki farkı hissedin. Bunu sırasıyla tüm vücut bölgeleri için uygulayın. Bunu başardığınız taktirde kaslarınızdaki gerginliği hissedebilir ve buna göre gevşeme tekniğini kullanarak stresinizle baş edebilirsiniz.

• Otojenik eğitim

Bu eğitimde kişi telkin yöntemiyle bir çeşit hipnoz durumuna girebilir. Ancak bu yöntem sabır ve konsantrasyon gerektirmektedir. Öncelikle baskın olarak kullanılan kol ve bacaktan başlanarak kol ve bacakta ağırlık hissine yoğunlaşma. Örneğin “sağ kolumda ağırlık hissediyorum, sol kolumda ağırlık hissediyorum, her iki kolumda ağırlık hissediyorum, sağ bacağımda ağırlık hissediyorum, sol bacağımda ağırlık hissediyorum her iki bacağımda ağırlaştı” gibi. Daha sonra aynı sırayla bu kez kol ve bacaklarda sıcaklık hissine yoğunlaşılır. Bundan sonraki aşama kalp üzerinedir ve “kalp atışlarım sakin ve düzenli”. Bunu 4-5 kez tekrarlayın. Daha sonraki aşama solunum üzerinedir. “solumam sakin ve gevşek”. Daha sonra karın gelir. “Karnım sıcak” ve son olarak alın gelmektedir. “Alnım serin”. 4-5 kere tekrarlayın.

• Stresle başa çıkmayı zorlaştıran düşünce yapısının değiştirilmesi bizim için faydası olmayan düşünce yapılarını bırakmamız gerekir

5) Nefes egzersizleri

Nefes egzersizleri vücudu rahatlatıp, gevşettiği için stresle başa çıkmada etkili bir yöntemdir. Bu yöntemlerden bir tanesi de birden sekize sayma egzersizidir. Bu egzersiz için önce soluk verilir,sonra derin bir soluk alınarak aynı zamanda gözler kapatılarak, gözlerimizin önünde bir sayısı içsel söylenerek canlandırılmaya çalışılır. Nefes 3 saniye tutulur sonra yavaş yavaş bütünüyle verilirken iki sayısı canlandırılır. Sırasıyla üçte nefes alınır 3 saniye tutulur, dört denilerek verilir. Beş alınır, altı verilir, yedi alınır, sekiz verilir. Bu egzersiz sakin, gürültüsüz bir ortamda, yere yatarak veya iskemlede oturularak yapılabilir.

6) Fiziksel egzersiz ve spor

“Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur”. Hiç şüphe yok ki fiziksel egzersiz ve spor kendimizi zinde tutmak için gereklidir. Ayrıca bu etkinlikler stresle başa çıkmamızı kolaylaştırıcı alt yapıyı hazırlayarak vücudumuzun bu türden tehlikelere olan direncini de arttırır. Kolaylık olarak yürüyüş, koşu, bisiklete binme ve yüzme yapılabilecek sporlar içinde en kolaylarındandır.

7) Sağlıklı beslenme

Sağlıklı beslenme vücudumuzun içsel ve dışsal tehditlere karşı direncini arttıracağından çok önemlidir. Bunu sağlamak için özellikle kafein, alkol, sigara, şeker, tuz ve yağ gibi maddelerden mümkün olabildiğince uzak durarak sebze ağırlıklı ve karbonhidrat, mineral ve vitamin bakımından dengeli bir beslenme alışkanlığını edinmemiz bizler için vazgeçilmez olmalıdır.

İŞ STRESİNDE ÖRGÜTLERİN KULLANABİLECEĞİ STRATEJİLER

• İş tasarımı

Bu nokta işin çalışan bireyler için daha cazip hale getirilmesini ifade etmektedir. Örneğin çalışana sorumluk verme veya arttırma, işinin önemli olduğunu ve toplum gözünde saygın bir iş yaptığının hissettirme gibi.

• İş çevresinin tasarımı

Bu faktör çalışanın işyerinde karşılaştığı tüm fiziksel, çevresel ve ergonomik sorunların elimine edilmesi anlamındadır.

• Rollerin analizi, hedeflerin belirlenmesi, çalışana geri bildirim sağlama

Bu noktada çalışana neleri yapması gerektiğinin açık seçik bildirilmesi, ulaşması gereken hedeflerin belirtilerek bu hedeflere varmak için gösterdiği performansı hakkında kendisine bilgi verilmesidir her açıdan gereklidir.

• Örgütsel sosyal destek

Örgütsel sosyal destek çalışana kreş hizmetinden tutunda verilecek yemekler, servis olanakları gibi bir çok etkeni kapsar. Ayrıca çalışanların boş zamanlarında örgütün düzenleyeceği sosyal aktivitelere katılması da bir nevi destektir.

Pozitif enerjinizi toplamamıza yardımcı olacak on maddelik reçetemiz ;

• Sahip olduklarınızın farkında olun

• Hedeflerinizi belirleyin ve plan yapın

• Değiştiremeyeceğiniz şeyler üzerinde israr etmeyin

• Daha iyi bir dünya düşleyin

• Altından kalkamayacağınız işlerin altına girmeyin

• Problemlerinizle yüzyüze gelmeye çalışın

• İşinizin çok önemli olduğu üzerinde durun

• Dinlenmek için zaman ayırın

• Dikkatinizi içinde bulunduğunuz durum ve zamanda toplayın

• Başkalarına güvenin, gerektiğinde sorumluluklarınızı devredin.

6 Şubat 2025 Perşembe

CARPE DIEM



Carpe Diem Felsefesi ile 
Hayatın Tadını Çıkarın!

Yaşam kalitenizi artırmak, hayatınızı yeniden şekillendirmek ve biraz daha keyifli bir hale getirmek istiyorsanız, Carpe Diem felsefesi tam size göre!
Peki, Carpe Diem nedir? 

Anı yaşamak olarak bilinen Carpe Diem, “günü yakala” olarak Türkçeye çevrilmiştir. Milattan 23 yıl öncesine dayanan bu felsefi akım, Romalı şair Horatius’un yazdığı bir eserin dizelerinde geçer. Anı yaşamak, günü gün etmek, doyasıya yaşamak ve tadını çıkarmak anlamlarına gelir.

Carpe Diem felsefesi, her daim ölüm gerçeğinin farkında olarak zamanın değerini bilenlerin ve anı yaşamaya özen gösterenlerin felsefesi olarak da tanımlanabilir.


Olmak, her nasılsanız öyle olmanıza izin vermek ve öyle olduğunuz için kendinizi bütünüyle sevmek demektir...Ne hissediyorsanız onu hissetmek ve o duyguyu yaşamaktır...Olmak tümüyle anda yaşamaktır çünkü...Şimdi’nin var olan tüm şey olduğunu bilirsiniz...Bu istediğiniz şeyi yapmaktır , ruhunuzun sizi ittiği serüveni yaşamaktır.

Neden ” olmak ” ?…Bu şekilde yaşadığınızda, kendinizi, başkalarını ya da aklınıza gelen düşünceleri asla yargılamazsınız.O zaman doğru-yanlış, olanaklı-olanaksız, kusurlu-kusursuz, olumlu-olumsuz diye bir şey olmaz.Artık, an-ın güzelliğini hissetmenize ve onun tadını çıkarmanıza izin vermeyen zaman illüsyonu da olmaz. Olma hali içinde bulunduğunuzda sadece yaşamın Oluşu ve Şimdi’nin sürekliliği vardır.

Olma hali içindeyken, düşünceleriniz artık geçmiş ya da gelecekle oyalanmaz; suçluluk duygusu ve pişmanlık ve yapılması gereken şeyler tarafından işgal edilmez. Olma halinde, belli bir gerçeğe tutunmaz, tüm gerçekleri incelersiniz. Tüm gerçekleri bir Oluş olarak görür ve -olma haliniz içinde uygulanabilir olup olmadıklarını belirlemek için- her birinin araştırılmasına izin verirsiniz. Bu şekilde yaşadığınızda,size gelen tüm düşünceler düşünülür ve beyniniz vasıtasıyla, bedeninizde hisler olarak idrak edilir, ki bu da daha çok bilişin, daha fazla düşüncenin, daha fazla Oluşun yaşanmasını sağlar.

Yalnızca “olduğunuz”da, her şeyin Oluşu ile uyum içinde olursunuz. Ve bu uyumla, istediğiniz her şeye sahip olabilirsiniz ve olmaktan başka hiçbir şey yapmanız gerekmez. Varlığınızın Tanrısı, düşündüğünüz, istediğiniz her şeyi size çekecektir. Her dışsal prensibi yapmaya çalışarak kendilerini meşgul edenler, içsel prensibi etkisiz kılıp boşa harcarlar.Olmakta, siz zaten her şeye sahipsinizdir ve her şeysinizdir.

Yalnızca olduğunuzda ve tüm düşünceleri almanıza izin verdiğinizde, işte o zaman Tanrı’nın sesini işitebilirsiniz. O zaman bilmek istediğiniz her şeyi bir anda bilebilirsiniz. Düşüncelerinizi yargılamadan, ruhunuzda duygu olarak tezahür etmelerine izin verdiğinizde -yalnızca Oluş’a ve olan her şeye açık olarak- o zaman sınırsız Tanrı olarak yaşarsınız.Böylece kendi Tanrı benliğinizin saf bir kanalı olur ve Tanrı zihninin saf sadeliğine yaklaşırsınız.

Bilerek ve izin vererek yaşamayı öğrenin. O zaman değişmiş ego üzerinde hakimiyet kurmuş olursunuz.O zaman yedinci kata, yedinci mühüre, yedinci cennete ulaşmış olursunuz çünkü o düzeyde yargı yoktur; sadece yaşamın sürekli Oluşu vardır. Bir kez yargıyı aştığınızda, bu dünyayı, bu katı bütünüyle aşmış olursunuz...

NEŞELİ OL Kİ GENÇ KALASIN

                           

“Sağlık, hayattaki en büyük hazinedir. 

Mutluluk ise bu hazineyi parlatan değerli bir taştır.”


Şükran duyun. 
 
Egzersiz yapın.
Dinlemeyi öğrenin.
Pozitif ilişkiler kurun.
Doğada zaman geçirin.
Yaşlan ama paslanma.
Özür dilemekten çekinme.
Kendinize zaman ayırın.
Aynı hatayı ikinci kez yineleme.
Mükemmeli ara, kusursuzu değil.
İnsandaki iyiyi ortaya çıkarmayı bil.
Senden daha zeki insanları işe al.
Büyük düşün, küçük zevklerin tadına var.
Her şeyi bulduğundan daha iyi durumda bırak.
Sürekli “Ben dürüstüm” diyenlerden kuşkulan.
İlk kez tanıştığın insanlara önce işlerini sorma.
Acıyı ve düş kırıklığını, yaşamın bir parçası gibi kabul et.
Çocuklarını övgüye sahip olabilecekleri biçimde yetiştir.
Keşke sözcüğü yerine “Bir daha ki sefere” demeyi dene.
Çocuklarına sık sık onlara ne denli çok güvendiğini söyle.
Kaybedecek bir şeyleri kalmamış insanlardan kendini koru.
İnsanların her zaman gerçeği duymak istediklerini sanma.
Köprüleri atma. Aynı nehri yine geçmek zorunda kalabilirsin.
Başarılarının sana sağladığı iç huzuru sağlık ve sevgi ile ölç.
Ailene “en iyisini vermek” yerine, “verebileceğinin en iyisini” ver.
Duyurduğun ya da duyduğun haberlerin taraflı olduğunu unutma.
Asıl savaşı kazanmak için küçük bir çarpışmayı yitirmeyi göze al.
Maddi durumun çok iyi olsa bile, bırak çocukların kendi harçlıklarını kendileri kazanabilsinler.

ÖNE ÇIKAN YAYINLAR

UMUTSUZ OLMAK İNSANI YAŞLANDIRIR

  İnsan bedeni zamanla yaşlanır; bu kaçınılmazdır. Ancak insanın ruhu, zihni ve hayata bakışı çok daha erken yaşlanabilir. Bunun en büyük se...