5 Ocak 2017 Perşembe

TEMBELLİK


Tembellik yüksek IQ göstergesi

Tembellik sonunda hak ettiği yeri buluyor mu? Dünya var olduğu günden bu yana odağı olduğu eleştiriler karşısında bile harekete geçmeyen tembellik hakkında bildiklerini unutun. Son araştırmalara göre tembellik yüksek zeka göstergesi! Nasıl mı?
Tembellik yüksek zekanın göstergesi
Florida Gulf Coast Üniversitesi‘nden araştırmacılar yüksek IQ ile tembellik arasındaki ilişkiyi ölçmek için bir deney gerçekleştirdi. Araştırmada öncelikle onlarca yıl önce uygulanan bir metot uygulandı. Katılımcılara “Problemlere yeni çözümler üretmemi gerektiren etkinliklerden çok hoşlanırım” ve “Sadece ihtiyacım olduğu kadar düşünmeyi tercih ederim” gibi cevaplar arasından hangisine daha yakın hissettikleri soruldu. Buna göre katılımcıların düşünmeyi mi yoksa eyleme geçmeyi mi tercih ettiği öğrenildi.
Yüksek IQ sahibi insanların daha zor sıkıldığı ve bunun da düşünmeye daha fazla vakit ayırmakla sonuçlandığı düşüncesi test edildi. Araştırmaya göre daha düşük IQ’ya sahip insanlar ise çabuk sıkıldıkları için ya da düşüncelerini dağıtmak için vakitlerini daha fazla etkinlikle doldurma ihtiyacı hissediyor.
Katılımcıların hareketleri takip edildi
Todd McElroy liderliğindeki araştırma ekibi daha sonra 30 ‘düşünen’ ve 30 ‘düşünmeyen’ katılımcıyı bir hafta boyunca takip etti. Katılımcıların bileğine yerleştirilen takip cihazı, hangi katılımcının ne kadar hareket ettiğini ölçtü. Sonuçlar toplandığında ‘düşünen’ grubun ‘düşünmeyenlere’ göre çok daha az hareket ettiği görüldü. Bu sonuçlar araştırma ile ilgili hazırlanan makalede ‘oldukça önemli’ ve ‘çok güçlü’ gibi ifadelerle nitelendirildi.
Ancak her iki grubun da hafta sonu etkinlik rakamlarının birbirine benzer çıkması araştırmacılar tarafından açıklanamadı.
Tembel yaşam sağlığı bozuyor
McElroy, daha zeki ve daha tembel olmanın sağlıksız bir yaşam sürmeye yol açtığı konusunda uyarıda bulundu. Az hareket etmenin kişinin genel sağlığı üzerine olumsuz etkileri olduğunu söyleyen araştırmacı, zeka seviyesi ne olursa olsun, herkesin uzun süre sabit durmaktan kaçınması gerektiğini ifade etti.
Britanya Psikoloji Birliği’nden araştırma ile ilgili yapılan açıklamada ise “Fazla düşünen bireylerin, hareketsiz bir yaşam tarzının sonuçlarının farkında olmasının, bu bireylerin kendilerini daha fazla hareket etmeye zorlayacağı anlamına gelebileceğini ifade etti.
Araştırma sonuçları ciddi anlamda bu teoriyi doğrular nitelikte olsa da katılımcı grubunun küçük olduğu göz önünde bulundurulmalı.

HAYAT DERSLERİ


Dostoyevski’den hayat dersleri

“Yeni bir adım atmak ve yeni bir söz söylemek, insanların en korktuğu şeylerdir.” Bu çarpıcı tespite, ve elbette çok daha fazlasına imzasını atan Dostoyevski’nin pek çok satırı birer hayat dersidir. İşte dünya edebiyatının en büyük ustasından hayatınıza ışık tutacak 15 hayat dersi…
İnsan Sarrafı Dostoyevski’den, Hayatınıza Işık Tutacak 15 Hayat Dersi:
Dünya ve Rus Edebiyatının büyük ustası, yazdıkları eserler ile ismini duymayan kalmamış, romancılığın en büyükleri arasında sayılan Dostoyevski’nin derin sözleri sizi farklı bir boyuta taşıyacak.
1. “Sevmek, güzel birinde aşkı aramak değil, o kişide bilmediğin bir zamanın, beklenmedik bir anında kendini bulmaktır.”
2. “Yeni bir adım atmak ve yeni bir söz söylemek, insanların en korktuğu şeylerdir.”
3. “Acı çekmek, büyük bir zekaya ve duyarlı bir yüreğe sahip kişiler için her zaman kaçınılmazdır.”
4. “Gece ne kadar karanlıksa, yıldızlar o kadar parlaktır. Derdin ne kadar büyükse, Tanrı’ya o kadar yakınsın.”
5. “Ya hatalarınla yüzleşir, ya da hatalarınla yüzsüzleşirsin. Cahil olmak ayrı, pislik olmak ayrıdır.”
6. “Her insan, herkes karşısında, her şeyden sorumludur.”
7. “Yalan öyle nüfuz etmiş ki insanların diline, ‘doğruyu söylemek gerekirse…’ diye bir kalıp var.”
8. “İnsanların birbirini tanıması için en iyi zaman, ayrılmalarına en yakın zamandır.”
9. “Zamana güven, her şey unutulur. Şu anda aklı başında davranmak, sonradan aklının başına gelmesinden iyidir.”
10. “Yanlış kişiden samimiyet beklediğin an, kırılıyorsun.”
11. “Hiçbir zaman doğru insan çıkmaz karşına. Ya zaman yanlıştır, ya da insan.”
12. “Anlamından çok hayatı sevmeli. Anlam ancak o zaman anlaşılır hale gelir.”
13. “Farkındalık, hastalıktır.”
14. “İnsanın ruhunu yücelten bir acı, ucuz bir mutluluktan evladır.”
15. “Bir çocuğun ölümünü görmektense evrene geliş biletimi iade etmek isterim.” 

ZAMAN YÖNETİMİ


ÇOK ÇALIŞMADIĞINIZDA DA İŞLER BİTER
Yazı içeriğin daha az çalışmaya teşvik etmekle bir ilgisi yoktur! Baştan söyleyelim, tembelliğe övgü de değildir! Çok çalışmaktan ve çok çalışmaktan şikayet etmekten bunaldıysanız yapmanız gereken etkili zaman yönetimi uygulamaktır. İşte bu konuda uzman tavsiyeleri…
Çok çalışmaktan bunalmayanımız var mı?
Çalışan insanlardan en sık duyulan şikayet: Uzun saatler bitmek bilmeyen işler ile mücadele için fazla çalışmak ve ayların yılların birikimiyle bunalmak… Ne yapmalı? Kabul mü etmeli, mücadele mi?
Konuşmacı olarak katıldığı bir konferansta, Inc yazarı Jeff Haden kısa bir anket yapmaya karar vermiş ve dinleyicilere “Kaçınız kendinizi çok çalışıyor ve üstünüzdeki ağır iş yükünden dolayı bunalmış hissediyorsunuz?” sorusunu sormuş. Kendisini can kulağıyla dinleyen toplulukta kalkmayan el kalmamış. Günümüzün çılgın hızda akan çalışma hayatında hepimizin kendini fazla çalışıyor hissetmesi çok doğal. Çalışma saatleri, bitmek bilmeyen projeler, kendini sürekli zamana karşı yarışıyor hissi bir araya gelince de baskın bir bunalma hissi içinde olmamız da kaçınılmaz. Etkili bir şekilde profesyonel ve kişisel yaşamlarımızı dengelememiz için her gün mücadele veriyoruz. Çoğu zaman terazide iş yaşamı ağır çeken taraf oluyor. İş yaşamımızı etkili hale getirmek için yazılımlara, uygulamalara, zaman yönetimi sistemlerine umut bağlıyor, bu çözümleri etüt edip kendimize en uygun olanı seçme yoluna gidiyoruz. Çözümü hep dışarıda teknoloji dahilinde arıyoruz. Aslında çözüm dışarıda değil, içeride: KENDİMİZDE.
Fazla çalışmanın çözümü etkili zaman yönetimi
Overworked and Overwhelmed: The Mindfulness Alternative adlı kitabın yazarı Scott Eblin, kendinizi fazla çalışıyor ve iş yükünden bunalmış hissetmemenin tek yolu kendi kendinizi bu konuda eğitmenizle mümkün diye yazıyor. Eblin’e göre, her şey tek bir disiplin çevresinde yapılmalı. Bilinçli bir şekilde zamanınızı yönetmeye odaklanmalısınız bu sayede her işi en etkili şekilde tamamlamaya gayret edersiniz. İlham almış, olayların/durumların içinde ve etkin bir biçimde çalışan ve özel yaşamının keyfini çıkaran biri haline gelirsiniz. Eblin’in zaman yönetimi ve kendini fazla çalışıyor hissinin üzerinden gelme konusunda önerileri şöyle:
1. ŞİMDİ’NİN FARKINDA OLUN, ANCAK SİZİ YÖNETMESİN
Her zaman anı yaşayan insanlar, genellikle geleceğe yönelik plan yapmaz, hedeflerini ve hayallerini nasıl adım adım gerçekleştireceklerini planlamazlar. Bugünü yaşamanın, gündelik işlere konsantre olmanın yararları olmakla beraber, bazı gündelik işlerin birçoğu çok da önemli değildir, özellikle de uzun dönemdeki planlarınızı düşünecek olursanız, günü döndüren işlerin çoğunun sizi hedeflerinize götürmeyeceğini görürsünüz. Bu nedenle öncelikle kendinize şu soruyu sorun:
2. “BU GERÇEKTEN GEREKLİ Mİ?”
Her zamanki alışkanlıklarınızı gözden geçirin. Haftalık toplantılarınız gerçekten gerekli mi? Başka işleri yaparak geçireceğiniz zamanı toplantıya ayırmanın getirileri ve götürüleri neler? O raporu her gün yapmanız ne kadar gerekli? Bu e-maile hemen cevap vermeniz şart mı? Birçok günlük aktivitenin aslında işinizi kolaylaştıran araçlar olmaktan çıkıp işin yoğunluğuna katkıda bulunacağını göreceksiniz. Birçok iş sorgusuz-sualsiz alışılageldiğinden yaptığınız oysa işinize yardımcı olmaktan uzaklaşmış ve gereksiz işler.
İşinizi kolaylaştırmayan bilakis zaman kaybına yol açan işlerin listesini yapın. Bu işlerin artı ve eksilerini gözden geçirip eksileri ağır basanları eleyin. Bu tür zaman alan ancak işlevini yitirmiş işleri elemenin, size önemli avantajlar sağladığını göreceksiniz. Öncelikle gün içerisinde daha çok zamanınız olacak ve bu zamanı daha stratejik işler için kullanabileceksiniz.
3. TAKVİMİNİZİ YENİDEN DÜZENLEYİN
Bazı işleri analiz ettiğinizde gerçekten gerekli olduklarını ancak öncelikli olmadıklarını göreceksiniz. Kendinize bir soru daha sorun: “Evet bu iş yapılması gerekli ancak bugün yapmam gerekli mi?” Bu işi yaparak hangi işleri ötelemem gerekli, hangi iş daha öncelikli.
Aynı bakış açısı aniden önemli bir durumun veya işin gündeme gelmesiyle de ortaya çıkar. Acilen takviminizi düzenlemeniz ve önceliklerinizi yeniden belirlemeniz gerekecektir. İşleri tamamlamak ve sonuçlandırmak iyi bir şeydir ancak günün sonunda asıl önemli olan doğru işleri bitirmektir.
4. KENDİNİZE ÖZGÜ İŞ YAPMA RİTMİNİZİ BELİRLEYİN VE BU RİTMİ KORUMAYA ÇALIŞIN
Herkesin çalışma biçimi, rutini ve ritmi birbirinden farklıdır. Bazıları sabaha hızlı başlamak, hızla işlerini
toparlamak isterler, diğerleri güne sakin, huzurlu, düşünerek ve sonuçlar çıkararak daha yavaş bir tempoda başlamayı tercih ederler. Bazıları sabah çok verimli çalışırken, diğerleri gece geç saatlerde konsantre olabilirler. Kilit nokta en verimli olduğunuz zamanı saptamak ve ona göre çalışma stratejileri geliştirmektir. Örneğin, en iyi çalıştığınız zaman gece ise, ancak tüm günü yoğun bir şekilde geçirdiyseniz, geç saatlere enerjiniz kalmayacaktır. Bu da beyninizin en iyi çalıştığı saati iyi değerlendirmemenize sebep olacaktır. En verimli çalıştığınız saatleri bulun ve gün içindeki programınızı ona göre yapın.
5. EN ÖNEMLİ İŞLERİ BAŞA ALIN
Bu ayın en önemli ve öncelikli işleri neler? Bu haftanın? Peki ya bugünün? İşleri belirleyin ve hızla bu işleri tamamlamaya başlayın. Neden önemli işleri tamamlayarak değer katacağınız yerde, ufak tefek işlerle zaman kaybedeceksiniz ki… Amacınız, işte ve özel yaşamınızda önemli işler başarmak ve değer yaratmak olmalı. Yaptığınız her işte aklınızda bu olsun.
6. AKILLI KARAR VERMEK İÇİN DÜŞÜNCENİZİ SERBEST BIRAKIN
Özellikle karmaşık problemleri çözmeye çalışırken, akıllı çözümler getirmek için düşüncelerinizi serbest bırakmayı denemelisiniz. Verileri inceleyin, üzerine düşünün sonra konuyu kapayın ve ara verin. Sevdiğiniz bir işle meşgul olun. Yürüyüşe çıkın, bir müzik aleti çalın, arkadaşlarınızla yemeğe çıkın. Bırakın bilinçaltınız sizin için problemi çözsün. Üzerine uyumak deyimini hatırlayın ve bilinçli bir şekilde değerlendirdiğiniz verileri bilinçaltınızın gözden geçirmesine izin verin. Ani kararlar vermek yerine bambaşka işlerle uğraşarak ara vermeye ve aniden beyninizin sizi şaşırtacak şekilde dahiyane fikirler üretmesine tanık olun.
7. SINIRLARINIZI NET BİR ŞEKİLDE KOYUN
Hiç kimse 7 gün 24 saat çalışamaz, çalışmamalıdır. Buna karşın günümüzde birçoğumuz 7/24 çalıştığımızı hissediyoruz. Bunun en önemli sebebi kendi kendimizi bu duruma sokmamız. Bazı zamanlarda işe hayır demeniz ve sevdiklerinizle zaman geçirmeniz, e-mailinize bakmaya ara vermeniz, önemli olmadığını bildiğiniz telefonları açmamanız en doğru yaklaşım olacaktır. Bu sayede hem özel hayatınıza dolu dolu zaman ayırmış, hem de iş çevresinde belli sınırlarınız olduğunu herkese hissettirmiş olacaktır. Siz zamanınızın kıymetini bilmezseniz, çevrenizdeki kimse sizin zamanınıza değer vermez.
8. EVET VE HAYIR DERKEN STRATEJİK OLUN
Her şeye evet diyemezsiniz. Evet deseniz de her şeye yetişmenize imkan yoktur. Dolayısıyla, evet dediğiniz şeylerin birçoğunu yapamaz olursunuz. Sonuç itibarıyla, hayır demiş olursunuz. Aslında, evet deyip yapamamak, başında hayır demekten daha da kötüdür çünkü karşınızdakinin beklentisini karşılamamış olursunuz, onu yarı yolda bırakırsınız. Bazen başından “hayır” deme gerekliliğinin farkında olun. Bazı zamanlarda şartlı bir hayır veya evet yerinde olacaktır. “Hayır bugünkü ilerleme seyriyle bu projenin yaz başında tamamlanmasına imkan yok. Eğer bu projenin yazdan önce tamamlanmasını istiyorsanız, tüm ön çalışmaların Mayıs’tan önce tamamlanmasını sağlayın”… ya da “Evet, ancak sizden şu tarih itibarıyla şu koşulların yerine getirilmesini istiyorum”… Şartlarınız karşınızdakini işlerin tamamlanmasında aktif bir konuma getirecek ve iki taraf için de beklentilerin gerçekçi olmasını sağlayacaktır.
Bir soruya veya teslimat tarihine otomatik bir şekilde evet demeden önce düşünün. Yapılabilirliğine, sizin hedeflerinizle örtüşmesine dikkat edin. Hiç düşünmeden kabul edilen bir teslimat tarihi sizin önceliklerinizde önemli bir kaymaya sebep olabilir. Gerçekçi olun ve sadece yapabilirlikleriniz içinde söz verin.
9. KAFANIZI DAĞITAN ŞEYLERİ KAPATIN
Birçok insan işyerinde geçirdiği bir saat içinde en az 30 kez bölünür: telefon, e-mail, SMS, ofise uğrayan davetsiz misafirler vs.. liste böyle devam eder. Eğer siz bu mecburi aralara dur demezseniz, işinizi işte yapmanız neredeyse imkansız hale gelir. Gün içinde kendinize belli zaman araları belirleyin, tüm çağrılara, sizi bölen tüm aktivitelere dur deyin. Takviminize uymanızın tek yolu takvimin kontrolünün sizde olmasıyla mümkündür. Kontrolü ele alın.
10. DİĞER İNSANLAR ÜZERİNDEKİ ETKİNİZİ HATIRLAYIN
Eğer liderlik konumundaysanız, beraber çalıştığınız insanlara etkiniz tartışılmazdır. İşin yönünü belirlersiniz, belli bir standart oluşturursunuz. Rol modeli konumundasınızdır. İyi bir rol modeli olun. Büyük resmi gören, önemli işlere öncelik veren, hedeflere ulaşamaya konsantre olan ve diğer çalışanların kendi hedeflerine ulaşmasına yardımcı olan bir lider olun. Böyle bir lider olabilmek için ilk yapmanız gereken kendi zamanınızı en iyi şekilde yönetmek olacaktır.

GÜVEN


GÜVEN RUH GİBİDİR , TERKETTİĞİ BEDENE ASLA GERİ DÖNMEZ.
Pek çok potansiyelin kendi en iyisini gerçekleştirememesinin arkasında aynı sorunsal var: Güvensizlik! Oysa kişinin kendine olan güvenini yükseltmesi yine kendi elinde. Araştırmalara göre işin başı kendine güvenmek! Hem de yalandan bile olsa…
Kendine Güven Sorununun Üstesinden Gelebilmek İçin En Pratik 5 Yöntem
Kendinize olan güveninizi hissettiğinizden daha çok gibi göstererek davranırsanız, bir süre sonra gerçekten de kendinize güveniniz yükselebilir.
“Gerçekten yapana kadar yapmış gibi görün” (Fake it till you make it) düsturu, kendimize güvendiğimizden daha çok güveniyormuş gibi görünmemizi salık veren ve özgüveni artıran bir anlayış. University College London’dan 21 yaşındaki Rachel Davis, bu yöntemi pek çok tanımadığı insanla tecrübe ettiği yeni durumlarda denemiş. Davis, özgüveninin düşük olduğu durumlarda havalı, müstehzi ve esprili davranmaya çalıştığını ve bu yöntemin tanımadığı insanlarda başarılı olduğunu söylüyor.
Chelsea Sanat Okulu’ndan 22 yaşındaki Ruby Andrews ise, Londra gibi bir şehirde ayakta kalabilmenin ancak bu düsturla mümkün olduğunu ifade ediyor ve “kendine güven sayesinde, gereksiz korkulardan kurtulup kendimi daha yetenekli hissedebiliyorum” diyor.
Peki kendimize olan güvenimizi hissettiğimizden daha çok göstermeyi nasıl başarırız? İşte size özgüveninizi artıracak 6 ipucu ve uygulama alanları:
1. Beden Dilinizi Kontrol Edin
Harvard Business School’dan Profesör Amy Cuddy, duruşunuzu biraz düzelterek olduğunuzdan daha “büyük” gibi görünmenin hayatınızın gidişatını değiştirebileceğini söylüyor. Eğer şampiyon gibi durursak, şampiyon gibi hissederiz. Gururlu ve dik durmak, pozitif düşünmek beynimize psikolojimiz hakkında pozitif sinyaller gönderir.
2. Ses Tonunuzu Kontrol Edin
Sessiz konuşmak, az konuşmak veya konuşurken tereddüt etmek özgüvensizlik portresi çizer. Kendi kendine konuşma pratiği yapmak ve bunu kaydetmek işe yarayabilir. Bu yüzden konuşurken sesinizi kaydedin ve birkaç kez tekrar dinleyerek yaptığınız hataları veya yapmanız gerekenleri not alın. Sakinleşin, aralarda nefes alın ve tereddütsüz konuşun. Bu çalışmalar konuşma şeklinizin ve ses tonunuzun üzerinde olumlu bir etki yaratacaktır.
3. Göz Teması Kurun
Muhatapların gözünün içine bakmak ve gülümsemek özgüveni artırır. Andrews çoğunlukla başı önünde gezdiğini ancak başı dik şekilde yürüyerek göz teması kurduğunda yaşadığı tecrübelerin daha iyi, olumlu ve özgüvenli olduğunu fark ettiğini ifade ediyor.
4. Düşünce Şeklinizi Değiştirin
Eğer özgüveniniz düşükse, büyük ihtimalle kafanızın içindeki eleştirici ve olumsuz bir sesi dinliyorsunuz. Özgüveni yükseltmenin anahtarı o negatif sesi susturarak kendinizle olumlu, bilge ve sevecen bir tonda konuşmaktır. Davis negatif düşüncenin konsantrasyonunu ve yaratıcılığını azalttığını söylüyor ve negatif düşünceden kaçmak için sevdiği şeyleri – ailesini, arkadaşlarını, hobilerini – düşündüğünü ifade ediyor.
5. Kendinizi Daha İyi Hissettiren Kıyafetlerinizi Giyin
Ne Giydiğine Dikkat Et kitabının yazarı Karen Pine, bir grup öğrenciye Superman kostümü giydirerek yaptığı deneyde, kostüm giyen öğrencilerin giymeyen kontrol grubuna göre daha özgüvenli olduklarını gözlemlemiş. Pine’a göre iyi giyinmek sadece iyi ve özgüvenli hissettirmez, davranışlarınızı da olumlu yönde etkiler ve özgüveniniz hareketlerinize yansır. Ütülü ve bedeninize yakışan kıyafetler de özgüveninizi artırır. Bu yüzden başkalarını taklit etmeyi bırakın, kendi stilinizi yansıtan, temiz ve ütülü kıyafetler giymeye özen gösterin.
6. Size Kendinizi En İyi Hissettiren Şeyi Bulun
Davis, kendisini fark ettirecek bir şey, örneğin makyaj yaptığında daha özgüvenli olduğunu fark etmiş. Andrews ise spor yapmanın ve övgü almanın özgüvenini artırdığını hissediyor. Siz de kendinizi iyi hissettirip özgüveninizi artıracak ayrıntıları bularak hayatınızın gidişatını değiştirebilirsiniz.

KİŞİSEL GELİŞİM



KİŞİSEL GELİŞİM OLMAZSA OLMAZ
Kişisel gelişimin en önemli noktası kişinin kendisini en iyi şekilde tanımasından geçer. Kendinize şu soruları sorun: Kendimi hangi konuda eksik hissediyorum? Hangi durumlarda problem yaşıyorum?
Kendinize seminer planı yapın! Kişisel gelişim seminerlerinin neler olduğunu öğrenin ve bunları bir kağıda yazın. Daha sonra ben şu konularda eksiğim ve eğitim almam gerekir dediğiniz seminerlere katılmaya çalışın. Okuyun! Her ay en az 3 adet kişisel gelişim kitabı okuyun. Çünkü bu kitaplar kendinizle ilgili en yeni araştırmaları ve bilgileri size verecektir.
Amacınız ne? Kendinize hayat amacı belirleyin. Şu anda yaşadığınız hayatı gerçekten yaşamak istiyor musunuz? Eğer yaşamak yaşamak istemiyorsanız neler yapmanız gerektiğini kendinize sorun ve öğrenin. Asıl hedefe kilitlenin! Yaşadığınız küçük başarılara yoğunlaşarak ulaşmak istediğiniz büyük başarıların engellenmesine izin vermeyin. Kolay olanla başlayın! Yapamayacağınız şeyler üzerinde fazla yoğunlaşmayın.
Motivasyon... motivasyon! Kendinizi ve başkalarını motive etmenin yollarını öğrenin ve mutlaka hayatınızın her kademesinde ihtiyaç duydukça bunları uygulayın. İpler elinizde olsun! Her gününüzün ve hatta saatinizin kontrolü sizde olsun. Hatalarınızdan ders alın! Onları, sizi başarıya ulaştıracak hatırlatmalar olarak görün. Kendinize inanın! Elinizi kolunuzu bağlayan inançlar değil, güçlendiren inançlar seçin.
İletişime dikkat! İnsan ilişkileri, hitabet ve beden dili konusunda mutlaka eğitimler alın.
Düşleyin..! Hayal kurmaktan korkmayın. Çünkü hayal gücü insanın en önemli silahıdır.

4 Ocak 2017 Çarşamba

6 AYDA NELERİ DEĞİŞTİREBİLİRSİNİZ


 6 Aydan Kısa Bir Sürede Öğrenebileceğiniz 8 Basit Şey
 Herkesin hayatında boşluktan yakındığı bir süre vardır. İşsiz kaldıktan ve üniversiteden mezun olduktan sonrası gibi hayatımızda boşluk yaşadığımız birçok an vardır. Bu anları kaliteli bir şekilde değerlendirerek,bizi diğer insanlardan ayıran birkaç özellik elde edebiliriz.
Yeniliklere açık olmak, bizleri daha ilerilere taşır. İhtiyacım olmaz, bunu da bilmeme gerek yok gibi cümleler ile hiçbir şeyi atlamayın. Çünkü gün gelir ve o atladığınız şeyler en çok ihtiyacınız olan şeyler haline gelebilir. Siz boş zamanlarınızı nasıl değerlendiriyorsunuz bilmiyorum; ama size kısa sürede öğrenebileceğiniz basit şeyler tavsiye edebilirim.
İşte, 6 aydan kısa bir sürede öğrenebileceğiniz 8 basit şey:

1.Hızlı Okuma ve Okuduğunu Anlama

Hızlı okumak ve okuduğumuzu anlamak aslında çok önemlidir. İnsanların birçoğu bunun ne kadar işe yarar olduğunu görmekte biraz zorlanıyor. “2+2=4” aslında bu kadar basit. Ne kadar hızlı okursanız o kadar çok anlarsanız, daha fazla şey okumaya vaktiniz kalır. Ne kadar çok okursanız da o kadar bilgi sahibi olursunuz.
Bill Gates bir özel güce sahip olabilse, bunun hızlı okuma yeteneği olduğunu söylemiştir. Bill ve onun gibi birçok başarılı insan; bilginin, başarının anahtarı olduğunu bilmektedir. Son zamanlarda insanların hızlı okumanın değerini anlamasıyla beraber, birçok kurs açılmıştır. Aynı zamanda internet üzerinden bedavaya, nasıl olduğunu öğrenebileceğiniz birçok site mevcuttur.

2.Topluluk Önünde Konuşmak

Araştırmalara göre insanların çoğu ölümden çok topluluk önünde konuşmaktan korkuyorlar. Yüzlerce, binlerce insanın önünde konuşmak cidden çok zordur. Karşınızda oturan her insanın dikkatini çekmeye çalışmak ve sıkılmamalarını sağlamak ise ayrı bir olay. Çünkü sizi dinleyen insanların her birini aynı anda memnun etmek, neredeyse imkansızdır.
Dünyanın en zenginleri listesinde başı çeken isimlerden bir tane olan Warren Buffett, üniversiteden mezun olan insanlara toplum önünde konuşma alıştırmalarına başlamalarını tavsiye ediyor. Hemen hemen her sektörde, insan ilişkilerinde başarılı olmanız gerekiyor. Nasıl konuşmanız gerektiğini, dikkatleri nasıl üstüne çekmeniz gerektiğini bilmelisiniz. Çünkü hazırlıksız yakalandığınızda insanlar gözünüzün yaşına bakmaz.

3.İspanyolca/İngilizce Öğrenmek

Dünyanın en çok konuşulan dillerinden iki tanesidir. Eğer İngilizce biliyorsanız, bir sonraki düşünmeniz gereken dil İspanyolca olmalı arkadaşlar. Konumuz 6 aydan kısa süre dediği için Çinceyi dahil etmedim.Ancak daha fazla vakti olan arkadaşlar için de kesinlikle öneririm. İngilizce hakkında hepimizin az çok fikri var. O yüzden biraz İspanyolcadan bahsedeceğim. İspanyolca öğrenerek 500 milyondan fazla kişiye ulaşabilirsiniz. İspanyolcayı seçmenin tek nedeni yalnızca bu değil. Aynı zamanda dünyanın en kolay öğrenilebilen dillerinden birisidir.

4.Muhasebe

İş dünyasına girmek istiyorsanız, muhasebe hakkında kesinlikle bilginiz olmalıdır. Uzman olmanıza gerek yok ama temel şeyleri bilmek zorundasınız. Muhasebeyi ayrıca finansal hedeflerinize ulaşma ve finansal açıdan kontrolü elinize almak için kullanabilirsiniz. Eğer okulda dersini almadıysanız, kitaplardan veya belli başlı internet sitelerinden rahatlıkla öğrenebilirsiniz.

5.Microsoft Office Programları

Çoğu insan, Microsoft Office programlarını kullanmayı bildiğini iddia eder. Ancak yalnızca temel kavramlardan haberdarlardır.
Office programlarını öğrenmek, hayatta çok işinize yaracaktır. Çünkü birçok iş sektöründe Office programlarını kullanıp, kullanamadığınızı sorarlar. İş yerlerinde kullanılmasının en büyük sebeplerinden bir tanesi; her şeyi inanılmaz derece de kolaylaştırmasıdır. Hepsini öğrenmeye vaktiniz yoksa en azından Excel’i tam olarak kullanmayı bilmelisiniz.

6.Blog Yazarlığı

Boş zamanınız ve paylaşacak çok şeyiniz mi var? Tek yapmanız gereken bir blog açmak ve aklınızdan geçen her ne olursa olsun paylaşmak. Sonuçta bu sizin siteniz, sizin blogunuz ne isterseniz yazar ve paylaşırsınız. Günümüzde 2 milyondan fazla blog yazısı yayınlandığını düşünürseniz, bloglara olan ilgi giderek artıyor demektir. Kim bilir, belki çok ilginç yazılar paylaşacak ve marka haline geleceksiniz. Şu an isteyen herkes bir blog açabilir. Tek ihtiyacınız olan; WordPress gibi tamamen bedava olan içerik yönetimi programı. Şahsen, blog yazarlığını öğrenmenin en iyi yolunun yazmaya başlamak olduğunu düşünüyorum. Sitenizi büyütmek için ise değişik yollar uygulayabilirsiniz; ancak harika içerikler paylaşarak büyümeniz çok daha iyi olacaktır.

7.Vücudunuzu Şekle Sokmak

Evet, 6 aydan kısa bir süre içinde vücudunuzu istediğiniz şekle rahatlıkla sokabilirsiniz. Dwayne Johnson gibi bir vücuda sahip olacağınızın sözünü veremem; ama en azından toparlanacağınızdan eminim. Önemli olan spor salonuna düzenli bir şekilde gitmek ve düzenli beslenmektir. Temelini bir kere kavrandığınızda olay daha kolay bir hale gelecektir. Vücudunuz şekle girmeye başladıkça, öz güveniniz de artacaktır. Hattayürüyüşünüz bile değişebilir.
Vücudunuzu istediğiniz şekle sokmaya istediğiniz an başlayabilirsiniz. Tek ihtiyacınız olan; biraz hırs. Evde veya spor salonunda yapabilirsiniz. Spor salonunda yapacak olursanız, size yardımcı olacak bir koç bulmak oldukça kolaydır. Evde yapacak olan arkadaşlar ise internetten rahat bir şekilde videolu anlatımları izleyerek istedikleri vücudu elde etmeye çalışabilirler.

8.Fotoğraf ve Video Düzenlemek

Teknoloji ve sosyal medya kullanımının hat safhalara ulaştığı günümüzde, fotoğraf ile videolardan kaçış yoktur. Yaptığınız işte bile karşınıza çıkabilir. Yani en kötü, sosyal medya da bir fotoğraf veya video paylaşacağınız zaman ihtiyaç duyabilirsiniz.
Peki, nereden öğrenebilirsiniz? İnternette bu konuyla alakalı binlerce site ve video bulabilirsiniz. Temel İngilizceye sahip olanlarınız ise CreativeLIVE ve Skillshare gibi öğretici sitelerden de yararlanabilirsiniz.
Boş vakitlerinizde kendinizi geliştirmeye ne kadar özen gösterirseniz, diğer insanlardan o derece öne geçersiniz. Yalnızca 6 aydan kısa bir sürede bile bunları yapabilecekken, neden hala boş durasınız ki? Kendiniz için bir şeyler yapmaya başlamalısınız. Günümüzde herkes, kendini olabildiğince geliştirmeye çalışıyor. Siz de artık başlamalısınız.
Yazar: Onur Körükçü

İYİ ÖĞRETMEN


Eğitimin Kalbi: İyi Öğretmen
İyi bir öğretmen olmak ne anlama geliyor sizce? Elbette iyi eğitim almış olmak, bilgi, eleştirel düşünme ve zekanın diğer becerilerine sahip olmak çok önemli. Ancak yine de iyi bir öğretmen, aldığı eğitimden, sahip olduğu deneyimden ve zekasından çok daha fazlası olmalıdır…
Herkes iyi bir öğretmene baktığında daha iyi bir öğretmen, daha iyi bir öğrenci hatta daha iyi bir insan olmak ister.
İyi bir öğretmen olmak ne anlama geliyor sizce? Elbette iyi eğitim almış olmak, bilgi, eleştirel düşünme ve zekanın diğer becerilerine sahip olmak çok önemli. Ancak yine de iyi bir öğretmen, aldığı eğitimden, sahip olduğu deneyimden ve zekasından çok daha fazlası olmalıdır.
İyi bir öğretmenin kalbindeki temel nitelikler neler olmalı?
İyiliksever olmak: İyi bir öğretmen öğrencilerine, meslektaşlarına, ailelere ve çevresindeki diğer insanlara karşı nazik ve iyi davranır. “Dünyayı iyilik kurtaracak” sözünün doğruluğuna inanıyorum. Bu, sınıftaki ve okuldaki atmosferi de gerçekten değiştirir. İyiliksever bir öğretmen olmak, öğrencilerin kendilerine değer verildiğini, varlıklarından memnuniyet duyulduğu ve sevildiklerini hissetmelerini sağlar.
Şefkatli olmak: Öğretmenlik çok insani bir meslektir. Şefkat, başkalarını anlamanın ve onlarla ilgilendiğinizi göstermenin en yüksek duygusudur. Şefkatli bir öğretmen, eylemleriyle öğrencilerine bu karakter özelliğini modeller ve bunun sonucunda öğrenciler etraflarındaki dünyayı anlamaya çok daha açık olmaya başlarlar.
Empati göstermek: Empati, sahip olmamız gereken ve hem kendimizde hem de öğrencilerimizde geliştirmeye çalışmamız gereken çok önemli bir özelliktir. Kendimizi başkalarının yerine koyabilmek ve dünyayı onların bakış açısından görebilmek, kararlarımızda ve eylemlerimizde güçlü bir etki yaratabilir.
Pozitif olmak: Pozitif bir insan olmak kolay bir şey değildir. Sadece sınırlı çözümleri olan problemlerle sürekli karşılaşırken pozitif bir öğretmen olmak ise çok daha zordur. Ancak yine de zor durumlarda bile pozitif kalabilmek, öğrenciler ve çevremizdeki insanlar üzerinde müthiş bir pozitif etki yaratır. Her şeye olumlu tarafından bakmak, dünyayı güzelleştirmeye de yardımcı olur.
Topluluk inşa etmek: İyi bir öğretmen ilişkiler, arkadaşlıklar ve bir topluluk inşa eder ve bunlar arasında köprüler kurar. Öğretmenler her zaman bir şeyleri daha iyi hale getirmeye çalışır. Sınıfın içindeki ve dışındaki şeyleri iyileştirir ve geliştirir. Bir topluluk yaratmak, iyi bir öğretmenin sınıfta yapmayı hedeflediği en önemli şeylerden biridir. İyi bir öğretmen bunu tüm bir okula yaymanın yollarını arar.
İlham vermek: Herkes iyi bir öğretmene baktığında daha iyi bir öğretmen, daha iyi bir öğrenci hatta daha iyi bir insan olmak ister. İyi bir öğretmen herkesin gözü önünde gizli hazineleri, ihtimalleri ve adalet duygusunu ortaya çıkarır.

ÖNE ÇIKAN YAYINLAR

UMUTSUZ OLMAK İNSANI YAŞLANDIRIR

  İnsan bedeni zamanla yaşlanır; bu kaçınılmazdır. Ancak insanın ruhu, zihni ve hayata bakışı çok daha erken yaşlanabilir. Bunun en büyük se...