27 Ocak 2026 Salı

TÜRKİYE'DE EV SATIŞLARI: HAYALDEN ZORUNLU BEKLEYİŞE

Türkiye’de ev satın almak artık yalnızca satıcıya ödenen bedelle sınırlı bir işlem değil. Tapu harçları, vergiler, ekspertiz ücretleri, kredi masrafları, sigortalar ve çeşitli hizmet bedelleriyle birlikte konut alımı, alıcının karşısına “gizli maliyetler” çıkarıyor. Bugün bir ev satın almak isteyen yurttaş, satış fiyatına ek olarak toplam bedelin yaklaşık %8 ila %12’si kadar ek likidite ayırmak zorunda kalıyor. Bu durum, özellikle orta gelir grubu için ev sahibi olmayı daha da zorlaştırıyor.

Son üç yılda konut fiyatlarında yaşanan artış, Türkiye’de barınma krizinin en görünür göstergesi hâline geldi. Enflasyon, döviz kuru, arsa maliyetleri ve inşaat girdilerindeki yükseliş, konut fiyatlarını erişilemez seviyelere taşıdı. Aynı dönemde gelirler bu artışı takip edemedi. Ev fiyatları hızla yükselirken, alım gücü yerinde saydı.

Konut kredileri ise hâlâ %2,60’lar seviyesinde seyrediyor. Bu oranlarla uzun vadeli kredi kullanmak, birçok aile için sürdürülebilir değil. Aylık taksitler, hane gelirinin büyük bölümünü tüketiyor. Bu nedenle yatırım amaçlı ev alma dönemi fiilen sona ermiş durumda. Bugün konut piyasasında alıcıların büyük kısmı, yatırımcıdan ziyade zorunlu alıcılar ya da nakit gücü olan sınırlı bir kesimden oluşuyor.

Resmi verilere bakıldığında, satılan evlerin önemli bir bölümünün ikinci el ve daha düşük bedelli konutlar olduğu görülüyor. Sıfır konut satışları düşerken, piyasada el değiştiren konutlar genellikle daha eski, daha küçük ve daha ulaşılabilir fiyatlı evler oluyor. Bu tablo, konut üretimi ile talep arasındaki dengenin bozulduğunu gösteriyor.

Oysa 25 yıl önce tablo çok farklıydı. Bir emekli maaşıyla, uzun vadeli mortgage kredisi kullanarak ev sahibi olmak mümkündü. Bugün ise aynı emekli maaşıyla bırakın ev almayı, kredi taksidine yaklaşmak bile imkânsız hâle geldi. Bu değişim, yalnızca ekonomik değil; aynı zamanda sosyal bir kırılmayı da beraberinde getiriyor.

Türkiye’de ev satışları artık refahın değil, ekonomik zorunlulukların ve çaresizliğin göstergesi hâline gelmiş durumda. Barınma, temel bir insan hakkı olmasına rağmen, giderek bir lüks olarak algılanıyor. Konut piyasasında sürdürülebilirlik sağlanmadığı sürece, gençler için ev sahibi olmak bir hedef değil, uzak bir hayal olarak kalmaya devam edecek.

Bugün atılmayan her yapısal adım, yarın daha derin bir konut krizini beraberinde getirecektir. Çünkü ev, sadece dört duvar değil; güven, istikrar ve gelecektir.

Büyükşehirlerde ev fiyatları son yıllarda hem artan inşaat maliyetleri hem de yüksek talep nedeniyle ciddi biçimde yükselmiştir; özellikle İstanbul, Ankara ve İzmir gibi metropollerde konut fiyatları ortalama gelir artışının çok üzerinde seyrederek orta ve dar gelirli vatandaşlar için ev sahibi olmayı neredeyse imkânsız hale getirmiştir.

Hiç yorum yok:

ÖNE ÇIKAN YAYINLAR

TÜRKİYE'DE EV SATIŞLARI: HAYALDEN ZORUNLU BEKLEYİŞE

Türkiye’de ev satın almak artık yalnızca satıcıya ödenen bedelle sınırlı bir işlem değil. Tapu harçları, vergiler, ekspertiz ücretleri, kred...