Türkiye’de Emekliler Açlık Sınırında Değil, Açlığın İçinde
18 Ocak 2026 Pazar
TÜRKİYE'DE EMEKLİLER AÇLIK SINIRINDA DEĞİL, AÇLIĞIN İÇİNDE
Türkiye’de Emekliler Açlık Sınırında Değil, Açlığın İçinde
17 Ocak 2026 Cumartesi
TOPLUMDA EN TEHLİKELİ İNSANLAR
Karaktersizliğin Maskesi: Yalakalık, İkiyüzlülük ve Kalitesizlik
Toplumda en tehlikeli insanlar;
yanlış yapanlar değil,
yanlışın yanında durup doğruymuş gibi yapanlardır.
Karaktersiz insan kendini hemen belli etmez.
Güler.
Onaylar.
Her ortama göre şekil alır.
Ama bir ortak özellikleri vardır:
Omurgaları yoktur.
Yalakalık: Güçlünün Yanında Eğilme Sanatı
Yalakalar fikri savunmaz,
kişiyi savunur.
Bugün güçlü olan kimse onun yanındadırlar.
Yarın güç değişsin,
aynı yüzle başka kapının önünde eğilirler.
Yalakalar risk almaz.
Çünkü fikirleri yoktur.
Sadece çıkar hesapları vardır.
Onlar için doğru-yanlış değil,
kimin kazandığı önemlidir.
İkiyüzlülük: Aynı Yüzde Birden Fazla Maske
İkiyüzlü insan;
arkadan konuşur,
önden gülümser.
Seni överken bile samimi değildir.
Eleştirirken bile cesur değildir.
Gerçek düşüncesini söylemez,
çünkü bir duruşu yoktur.
Duruşu olmayan insanın
kişiliği de ödünçtür.
Kalitesizlik ve Eziklik
Kalite;
parayla, makamla, ünvanla gelmez.
Kalite, insanın kendine saygısıyla başlar.
Ezik insanlar başkasını küçülterek yükselmeye çalışır.
Dedikoduyla beslenir,
başarılı insanlardan rahatsız olur.
Çünkü kendi iç dünyaları boştur.
Boşluk ses yapar.
Neden Her Yerdeler?
Çünkü dürüst insanlar sessizdir.
Karaktersizler ise gürültülü.
İş yerlerinde, sosyal medyada,
toplumun her alanında görünürler.
Ama iz bırakmazlar.
Hatırlanmazlar.
Saygı duyulmazlar.
Sadece katlanılırlar.
Son söz
Karaktersiz olmak bir tercih,
dürüst kalmak ise bir bedeldir.
Herkes bedel ödemek istemez.
O yüzden yalakalar çok,
omurgalı insanlar azdır.
Ama şunu unutmayın:
İnsan, sonunda aynaya yalnız bakar.
Ve o aynada yalakalık da, ikiyüzlülük de saklanamaz.
SEVGİ SAYGI MERHAMET VİCDAN ADALET
Bir Toplumun Gerçek Serveti
Bir toplumun gücü;
binalarında, yollarında, teknolojisinde değildir.
Gerçek güç; insanın insana nasıl davrandığında gizlidir.
Sevgi yoksa, kalabalıklar yalnızdır.
Saygı yoksa, sözler değersizdir.
Vicdan yoksa, kurallar anlamsızdır.
Merhamet yoksa, adalet sadece bir kelimedir.
Sevgi: Başlangıç Noktası
Sevgi;
yüksek sesle söylenen bir kelime değil,
küçük davranışlarda saklı bir duruştur.
Dinlemek,
anlamaya çalışmak,
zarar vermemeyi seçmek…
Sevgi, başkasını kendine benzetmeye çalışmak değil,
onu olduğu gibi kabul edebilmektir.
Saygı: Sevginin Dili
Sevgi hissedilir,
saygı gösterilir.
İnsan, sevmediğine de saygı gösterebilir.
Ama saygı yoksa, sevgi de uzun sürmez.
Saygı;
fikir ayrılığında susabilmek,
güçlü iken incitmemek,
haklıyken ezmemektir.
Vicdan: İçimizdeki Sessiz Hakem
Vicdan;
kimsenin görmediği yerde doğruyu yapabilmektir.
Kanunlar yazılır,
kurallar değişir,
ama vicdan konuştu mu insan durur.
Bir toplum, vicdanını kaybettiğinde;
suç normalleşir,
haksızlık sıradanlaşır,
insanlık yavaş yavaş silinir.
Merhamet: Gücün En Asil Hali
Merhamet zayıflık değildir.
Aksine, en büyük güçtür.
İntikam alabilecekken vazgeçebilmek,
yargılayabilecekken anlamaya çalışmak,
ezebilecekken kaldırmak…
Merhamet, insanı insan yapan en yüksek erdemdir.
Adalet: Her Şeyin Dengesi
Adalet;
sadece mahkeme salonlarında aranmaz.
Evde, sokakta, işte, trafikte başlar.
Adalet yoksa;
sevgi eksik kalır,
saygı yapaylaşır,
vicdan susar,
merhamet tükenir.
Gerçek adalet,
güçlüye ayrıcalık, zayıfa sabır tanımaz.
Son Söz
Bir toplum;
sevgiyle yumuşar,
saygıyla ayakta durur,
vicdanla yolunu bulur,
merhametle insan kalır,
adaletle geleceğini kurar.
Bunlar yoksa,
geriye sadece kalabalıklar kalır.
Ama bunlar varsa,
umut her zaman vardır.
14 Ocak 2026 Çarşamba
KİMSEYE ANLATAMADIĞIMIZ BİR HAYATIMIZ VAR
Herkes Aynı Soruyu Soruyor
Hayat kimseye aynı şekilde davranmıyor.
Ama bir noktada herkesi aynı soruda buluşturuyor.
“Ben bu hayatı gerçekten yaşadım mı?”
İnsanlar genelde büyük hatalardan pişman olmaz.
Asıl pişmanlıklar yapılmayanlardan gelir.
Söylenmeyen sözler
Gidilmeyen yollar
Ertelenen hayaller
Ve “sonra” denilen ama hiç gelmeyen zamanlar…
Kimse Kötü Bir Hayat Planlamaz
Ama çoğu insan,
başkasının beklentilerine göre yaşarken
kendi hayatını ertelediğini fark etmez.
Sessizce alışır:
Eksik sevilmeye
Az anlaşılmaya
Kendini ikinci plana atmaya
Ve buna “idare ediyorum” der.
Hayat Bir Gün Sorar
Kimseye haber vermeden sorar.
Ne bir takvimde yazar,
ne de bir uyarı verir.
Sadece içinizden bir ses yükselir:
“Ben daha fazlası olabilirdim.”
İşte o ses, hiç susmaz...
Geç Kalmış Olmak Diye Bir Şey Var mı?
Hayatta en büyük yalanlardan biri şudur:
“Artık çok geç.”
Geç olan şey zaman değil, cesaretsizliktir.
Çünkü insan nefes aldığı sürece yeniden başlayabilir.
Kimseye Anlatmadığımız Bir Hayatımız Var
Herkesin bir hayatı var.
Bir de kimseye anlatmadığı bir hayatı…
Gülümserken bile içinde susan,
“iyiyim” derken yorulan,
gece sessizleşince ortaya çıkan bir hayat.
İnsan çoğu zaman başkaları için yaşar.
Ailesi için, çevresi için,
“öyle olması gerektiği” için.
Ve fark etmeden, kendi hayatını beklemeye alır.
En Ağır Yorgunluk
Bedeni değil, ruhu yoran yorgunluktur.
Sürekli güçlü görünmek
Sürekli idare etmek
Sürekli “sonra” demek
İnsan bazen dinlenmek değil, anlaşılmak ister.
Kimse Tam Olarak Bilmez
Kimse senin:
Nelerden vazgeçtiğini
Neye katlandığını
Hangi cümleyi yutkunarak yuttuğunu bilmez.
Ve bilmek zorunda da değil.
Ama insanın kendini bilmesi gerekir.
Hayat Hep Bağırmaz
Bazen sadece içini sıkar.
Sebepsiz bir huzursuzluk verir.
“Bir şeyler eksik” hissi bırakır.
Bu bir zayıflık değil.
Bu, kendini hatırlamaktır.
Son Söz
Eğer bu yazıyı okurken bir an durduysan,
işte o an önemlidir.
Çünkü hayat bazen değişmek için değil,
fark edilmek için kapıyı çalar.
Ve o kapı, sadece içeriden açılır.
Bu satırlar sana dokunduysa, yalnız değilsin.
Bu yazıyı okuyorsan,
hayat sana hâlâ bir şey söylemek istiyor demektir.
Ve bazen tek gereken şey şudur:
Dinlemek.
11 Ocak 2026 Pazar
KİMSE SANA HAYATINI NASIL YAŞAYACAĞINI ÖĞRETMEDİ
Herkes Aynı Hayatı Yaşıyor Sanıyoruz Ama Kimse Aynı Yerde Değil
Dışarıdan bakınca herkes benzer bir hayat yaşıyor gibi görünüyor.
Uyanıyor, çalışıyor, yoruluyor, uyuyor.
Ama işin gerçeği şu:
Kimse aynı yerde değil.
Bazıları hayatta kalmaya çalışıyor.
Bazıları sabretmeye.
Bazıları da “bir gün değişir” umuduna tutunmaya.
En Büyük Yanılgı
İnsanların çoğu şunu sanıyor:
“Sorun bende.”
Oysa çoğu zaman sorun insan değil,
insanın içine sıkıştığı hayattır.
Yanlış beklentiler,
yanlış insanlar,
yanlış zamanlar…
Ve bunların hepsi normalmiş gibi kabul edilir.
İnsan En Çok Neye Alışır?
İnsan en çok eksik yaşamaya alışır.
Az sevilmeye
Anlaşılmamaya
Değer görmemeye
Başta can yakan şeyler,
zamanla sessizleşir.
Ama sessizleşmesi,
yok olduğu anlamına gelmez.
Kimse Kimseyi Tam Olarak Bilemez
Herkesin içinde kimseye anlatmadığı bir cümle vardır.
“Ben böyle bir hayat istemiyordum.”
Ama bunu yüksek sesle söylemek zordur.
Çünkü dünya, güçlü görünenleri sever.
Hayat Bir Yarış Değil
Sürekli karşılaştırıyoruz:
Kim ileride
Kim geride
Kim başardı
Oysa hayat bir yarış değil,
herkesin kendi yüküyle yürüdüğü bir yol.
Ve bazen sadece yürümek bile büyük bir başarıdır.
Sana okulda çok şey öğrettiler.
Ama nasıl mutlu olunacağını öğretmediler.
Nasıl para kazanılır anlattılar,
ama nasıl tükenmeden yaşanır anlatmadılar.
Başarılı ol dediler,
ama yalnız kalınca ne yapılır demediler.
Herkes güçlü görünmeye çalışıyor.
Çünkü kimse “yoruldum” demek istemiyor.
Ama gerçek şu:
Dünyada milyonlarca insan
aynı anda aynı cümleyi içinde söylüyor:
“Ben daha fazlasını yapabilirdim.”
Kimse sana şunu da söylemedi:
Geç kalmış hissetmenin normal olduğunu
Kararsızlığın zayıflık olmadığını
Herkesin bir noktada kaybolduğunu
Hayat kusursuz ilerlemez.
İnsan da kusursuz olmak zorunda değildir.
Bazen ayakta kalmak,
başarmaktan daha büyük bir iştir.
Son Söz
Eğer bu yazıyı okurken durup düşündüysen,
yalnız değilsin.
Çünkü bu satırlar,
aynı anda milyonlarca insanın içinde dolaşan
aynı sorunun sesi:
“Benim hayatım gerçekten bana mı ait?”
Bu satırlar sana değil,
insan olmaya hitap ediyor.
Bu satırlar sana tanıdık geldiyse, yalnız değilsin.
8 Ocak 2026 Perşembe
YANLIŞ HAYATA ALIŞMAK BUNALIM NEDENİ
Kimse Hayatını Mahvetmek İstemez, Ama Çoğu İnsan Buna Göz Yumar
Kimse sabah uyanıp şunu demez:
“Bugün hayatımı biraz daha zorlaştırayım.”
Ama çoğu insan, fark etmeden tam olarak bunu yapar.
Yanlış bir işte kalır.
Yanlış insanlara katlanır.
Yanlış hayallerin peşinden gider.
Ve buna alışır.
En Tehlikeli Şey Kötü Hayat Değil
En tehlikelisi:
Kötü hayata alışmak.
“Şimdilik böyle” dersin
“Herkes böyle yaşıyor” dersin
“Sonra değişir” dersin
Ama çoğu zaman hiçbir şey değişmez.
İnsan Neden Gitmez?
Çünkü:
Belirsizlik korkutur
Değişim cesaret ister
Konfor alanı, mutsuz da olsa tanıdıktır
İnsan bazen acıyı değil,
bilinmeyeni daha çok korkutucu bulur.
Hayat Büyük Uyarılar Vermez
Hayat sana çoğu zaman bağırmaz.
Fısıldar.
İç sıkıntısı
Sürekli yorgunluk
Anlamsızlık hissi
“Ben burada ne yapıyorum?” sorusu
Bunlar tesadüf değildir.
Kimse Seni Kurtarmayacak
Bu cümle sert ama gerçektir.
Ne bir gün
Ne bir insan
Ne de bir mucize
Hayatını senin adına değiştirmeyecek.
Ama iyi haber şu:
Değiştirebilecek tek kişi de sensin.
Şunu unutmamak gerekir:
Alıştığın her şey, doğru değildir.
Ve geç kaldığını düşündüğün her an,
aslında hâlâ bir başlangıç olabilir.
Çünkü insan,
yanlış bir hayata alışabilir…
ama doğru bir hayata da yeniden başlayabilir.
Son Söz
Hayatını bir günde düzeltemezsin.
Ama bir günde fark edebilirsin.
Ve fark eden insan, artık aynı şekilde devam edemez.
7 Ocak 2026 Çarşamba
ÇALIŞKAN İNSANLAR NEDEN GENELDE DAHA AZ KAZANIYOR ?
ÇALIŞKAN İNSANLAR NEDEN GENELDE DAHA AZ KAZANIYOR ?
Bu soru rahatsız edici olabilir ama gerçek hayatta çok sık görülür.
Sabah erken kalkan
İşini düzgün yapan
Kimseye yük olmayan insanlar çoğu zaman daha az kazanır.
Peki neden ?
BÜYÜK YANILGI : ÇOK ÇALIŞAN KAZANIR !
Bu düşünce çocukluktan beri öğretilir.
Ama gerçek dünyada tablo farklıdır.
Çok çalışan insan:
İşini yapar
Sistemi sorgulamaz
Kendini değil, işi büyütür
Kazananlar ise başka bir şey yapar.
Kazananların Farkı Çalışkanlık Değil
1️⃣ GÖRÜNÜR OLMAK
Çok çalışan sessizdir.
Kazanan görünürdür.
Yaptığını anlatır
Fikrine sahip çıkar
İnsanlara ulaşır
Görünmeyen emek, çoğu zaman ödüllendirilmez.
2️⃣ DEĞER ÜRETMEK
Saat satmakla, çözüm satmak aynı şey değildir.
8 saat çalışmak = Değer değildir
Bir sorunu çözmek = Değerdir
Kazanç, harcanan zamana değil üretilen değere bağlıdır.
3️⃣ RİSK ALABİLMEK
Çalışkan insanlar genelde riski sevmez.
Güvende kalmak ister
Yanlış yapmaktan korkar
“Ya tutmazsa?” der
Ama büyük kazançlar konfor alanının dışında oluşur.
İLGİNÇ GERÇEK
Dünyadaki birçok başarılı insan:
Okulun en çalışkanı değildi
Kurallara en çok uyan değildi
En sessiz olanı hiç değildi
Ama deneyen, yanılan ve kendini ortaya koyan insanlardı.
PEKİ NE YAPMALI ?
Bu yazı “tembelliği” övmüyor.
Sadece şunu söylüyor:
Çok çalış ama yanlış yere değil.
Küçük ama etkili değişimler:
Yaptığını anlat
Değerini göster
Kendini geri plana atma.
ÖNE ÇIKAN YAYINLAR
UMUTSUZ OLMAK İNSANI YAŞLANDIRIR
İnsan bedeni zamanla yaşlanır; bu kaçınılmazdır. Ancak insanın ruhu, zihni ve hayata bakışı çok daha erken yaşlanabilir. Bunun en büyük se...
-
Türkiye’de Emekliler Açlık Sınırında Değil, Açlığın İçinde Türkiye’de emeklilik artık bir “dinlenme dönemi” değil, açık bir hayatta kalma mü...
-
Türkiye’de artık kiralar sadece bir ekonomik sorun değil, açık bir toplumsal krizdir. Barınma, Anayasa’da güvence altına alınmış temel bir...
-
Türkiye’de son yılların en büyük ama en az konuşulan krizlerinden biri, orta sınıfın sessizce yok oluşudur. Ne bir gecede oldu ne de tek b...






