1 Nisan 2010 Perşembe

HAYATIN OLUMSUZLUKLARI İLE BAŞA ÇIKIN


Çalışma hayatının ve yaşamın gereklerinin neden olduğu stresten hepimiz etkileniyoruz. Ancak stresin oluşumunda çevre kadar kişinin algılama ve düşünme biçiminin de büyük bir etkisi var. Bu sebeple kişinin stres karşısında kendi bilişsel yapısını daha iyi anlayarak, stres düzeyini denetlemesi ve kendi yaşam kalitesini yükseltmesi de mümkün.

Texas Üniversitesi MD Anderson Kanser Araştırma Merkezi uzmanlarından Dr. Michael Fisch’in, doktor olarak kendi ve meslakdaşlarının ve hastalarının hayatları üzerindeki gözlemlerine dayalı olarak belirlediği ilkeler can simidi gibi hayatın içinde boğulmayı engelliyor. Dr. Fisch’in 10 ilkeden oluşan reçetesi, yalnız kanserle mücadele eden hastalar ve stres altında çalışan doktorlar için değil, hayatın olumsuzları karşısında daha güçlü olmak isteyen herkes için.

Işte Dr. Michael Fisch’in stres ve hayatın olumsuzlukları ile başa çıkma reçetesi:

1. Kendi özgürlük alanınızda seçebilme özgürlüğüne sahip olmaya çalışın: Dr. Fisch’e göre nasıl giyineceğinizden tutun, nasıl çalışıp nasıl yaşayacağınızın başkaları tarafından söylenmesi kişiyi olumsuz etkiliyor. Bu nedenle hayatın olabilen her alanında seçebilme özgürlüğünüzü kullanın.

2. Kendi yeteneklerinizi kullanın: Sevdiğiniz işi yapın. Ya da sevdiğiniz şekilde yapmaya çalışın. Bu şekilde hayattaki en büyük stres kaynaklarından birini doğrudan saf dışı bırakmış oluyorsunuz. Sevdiği işi yapmak kişiye mutluluk ve gurur veriyor.

3. Hayatın her alanında güzel ilişkiler kurun: Gerek iş gerekse özel hayatınızda kuracağınız güzel ilişkiler neticesinde insanlarla aranızda yaşanacak her türlü gerginlik engellenmiş ve bu sayede stres yaşamanıza neden olacak tartışmalara da girmemiş oluyorsunuz.

4. Anlık ihtiyaçlarınızın farkındalığını arttırın: Bu ilke, sürekli farklı ihtiyaçların karşılanmaya çalışıldığı hayatta, o anda asıl neyin önemli olduğunu belirlemek anlamına geliyor. Robot gibi yaşanmaması gerektiğinin altını çizen Dr. Fisch, karnınız aç olduğunda ilk yapmanız gereken şeyin onu doyurmak olduğunu söylüyor.

5. Hayatta sahip olduklarınıza minnettar olun: İşlerin kötüye gittiği bir anda sadece yürüyebildiğiniz veya nefes alabildiğiniz için minnettar olmak sizi olumsuz duygular ve stresten uzaklaştırıp olaylara daha pozitif bakmanızı sağlıyor.

6. Korkularınızdan korkmayın: Hayatta yapmak isteyipte çeşitli korkularınız yüzünden sürekli ertelediğiniz ya da yarım bıraktığınız şeylerin sizi üzmesine izin vermeyin. Dr. Fisch, korkularla başa çıkmak için biraz daha cesaretin yeterli olduğu görüşünde.

7. Değişimin sürekliliğini kabul edin: Evrende her konuda sürekli varolan değişim, evrenle eşzamanlı olarak yaşanmadığında kişinin hayatını olumsuz yönde etkiliyor. Bunun en basit örneğiyse yaşlandığımızın farkına varıp, kabul etmek.

8. İçinde şefkat ve iyi niyet barındıran bir kafa yapısına sahip olun: İnsanlar arasındaki ilişkileri düzenleyen en önemli unsurlardan biri bu. Dr. Fisch, iyi niyetle yaklaştığınızda olayların veya karşınızdaki insanların da size karşı iyi niyetli olacağını belirtiyor. Bu nedenle iyi niyet ve şefkat büyük önem taşıyor.

9. Kendinizi güvende hissedin, emniyete alın: Kişiye özel olarak kendinizi güvende nasıl hissedecekseniz o şekilde davranın. Bu durum bazı insanlar için maneviyatın önem kazanması, bazı insanlar için sıcak aile ortamı ve bazıları içinse refah içinde yaşamak şeklinde olabiliyor.

10. Hayatın neresinde fark yaratabileceğinizi bulun: Benim bir önemim var mı? sorusuna vereceğiniz cevaplar bu maddenin karşılığını veriyor. Büyük ya da küçük olsun bu soruya verdiğiniz yanıtlar hayatta diğer insanlar arasından hangi özellikleriniz nedeniyle farklı olduğunuzu ve neden özel olduğunuzu anlamanız açısından büyük önem taşıyor.

Dr. Fisch’in hayatın içinde boğulmayı engelleyen ilkelerinin önem ve sıralaması zamana ve ihtiyaca gore değişiyor. Ancak stres düzeyini düşürme ve yaşam kalitesini yükseltme konusundaki etkileri Dr. Michael Fisch’in kendisinin ve hastalarının hayatından pekçok örnekle kanıtlanmış durumda.

HAYATIMIN ANLAMI NEDİR ?


Hayatın anlam ve amacını bilmeden yaşayan bir çok insan, görev ve sorumluluklardan uzak bir hayat sürdürüyor. Bir insanın ulaşabileceği en yüksek düzey, kendi düşüncelerinin farkına varmak, kendini tanımaktır.

Kendini tanıyan insan bulunduğu her ortamı iyileştirmeye çalışır. İnsanlara kızmak yerine onlara yardım eder. Kendini tanıyarak ışığa ulaşan insan diğer insanlarında bu aydınlığa ulaşması için yardım eder. Kendini tanıyan insan " Doğrularımla ve yanlışlarımla ben buyum" der ve yanlışlarını düzeltmeye çalışır.

Şimdiye kadar kendinize "
Mükemmel bir insan nasıl yada bir insan nasıl olmalı ? " diye sordunuz mu ?


Kendini tanımak isteyen bir insan kendine sorular sormalı ve cavabını aramalıdır. Kendini tanıma zorlu bir süreçtir. Kendini tanımak isteyen insan büyük bir azim ve kararlılıkla kendi üzerinde çalışmalıdır.

İnsanlığa "KENDİNİ BİL!" diye seslenen Eflatun'un bu sözünde bir çok anlam gizlidir. Bu söz bize; ne istediğini bil, kendi sınırlarını ve zayıflıklarını bil, kendi isteklerinin ve niyetlerinin farkında ol, etrafında olup bitenlerin farkında ol, her alanda farkında oluşunun derecesini artır demektir. İnsan kendini tanımayı gaye edindiği zaman bu iştahı giderek artar. Kendisi hakkında bilgisi olan kişi hem özgürlüğüne kavuşur hemde kendini iyi yönetir.

Kendi içine yönelmeyen, kendini keşfetmeyen insan, hayatını anlamdıramaz. Kendini okumaya gayret eden bir birey, önce kendi varlığına ve daha sonra kendinden hareketle hayata bir anlam bulma yolunda ilerler. Bence hayatımızın en değerli iki günü, doğduğumuz gün ile neden doğduğumuzu öğrendiğimiz gündür. Bu iki gün, insana en yakın olan yine insanın kendisi olmasına rağmen, çoğu insan bunun farkına varamamaktadır.

Kendini okumak, keşfetmek nedir? Kendi iç kaynaklarımızın; yani yeteneklerimizin, becerilerimizin, hislerimizin, duygularımızın, inançlarımızın, düşüncelerimizin, zayıf ve güçlü yönlerimizin farkına varmaktır.

Kendini tanıyan, başkasınıda tanımaya adım atmış olur. Kendini ve başkasını tanıyan kişi de zaten hayatın anlam ve manasını bilmiş olur.

YAŞAMIN NE DEMEK OLDUĞUNUN FARKINA VARMIŞ OLAN KİŞİ
BAŞARMIŞ DEMEKTİR

Yunus emre; " İlim ilim demektir,ilim kendini bilmektir, sen kendini bilmezsen, bu nice okumaktır. " derken kendini bilmenin, okumanın aslında hayatı bilmek ve okumak olduğunu belirtiyor.

Kendi esrarını bilmeyen, kendi sazını çalamaz. Göğsünün içinde yıldızları aşıp geçecek bir yol vardır. Lakin sen kendini tanımıyorsun. Bir kerede tohum gibi gözünü içine aç ki, yerin altından bir fidan olup yükselsin. " diyor.

Çoğu insan fiziki , entelektüel veya ahlaki açıdan olsun kendi potansiyel varlıklarının çok azını kapsıyan dar bir çemnerde yaşar. Hepimiz içinde hayal bile edemediğimiz şeyleri çekip çıkarabileceğimiz yaşam sarnıçlarına sahibiz.

"BİR CAN VAR CANINDA O CANI ARA !

BEDEN DAĞINDAKİ O GİZLİ MÜCEVHERİ ARA !

EY YÜRÜYÜP GİDEN DOST ! BÜTÜN GÜCÜNLE ARA !

AMA DIŞARIDA DEĞİL, ARADIĞINI KENDİ İÇİNDE ARA ! "

İŞTE İNSANLARIN KENDİSİNİ TANIMAK İÇİN SORABİLECEĞİ BİRKAÇ SORU :

1) Hayatımın anlamı ve amacı nedir ?

2) Var oluşumun bir sebebi var mı ?

3) Niçin yaşıyorum ?

4) Hayatımda hangi kararları almış olsaydım şimdi arzu ettiğim yerde olurdum ?

5) Şu an bulunduğum konum istediğim bir konum mu ?

6) Hayatımı ben mi yönetiyorum ?

7) Ruhsal yapımı kontrol edebiliyor muyum ?

8) Diğer insanlara göre daha iyi yaptığım şeyler var mı ?

9) Davranışlarım mantıklı mı yoksa duygulu mu ?

10) Yardımsever ve cömertmiyim yoksa çıkarcı mı ?

11) Olgunluk derecem tepkilerimi kotrol edecek ve yönlendirecek kadar yüksek mi ?

12) Düşünce sistemim soyut mu yoksa pratik mi ?

13) Huzur kavramından ne anlıyorsun ?

Bu sorulara gerçekçi cevaplar verildiğinde insanı harekete geçirecek sonuçlara ulaşılacağı görülecektir.

Kendini tanıyan kişi gerçekçidir. Pişman olacağı işlere gişmez. İhtiyaçlarını bilir, onları temel ilke ve prensipleri ışığında karşılar. Kendini tanımak = Davranışların ve oluşturduğu etkileri farkında olmak, bunları kontrol etmek, sonuçlarını bilmek ve kabullenmektir....

KENDİNİZE GÜVENİN HEDEFLERİNİZE ULAŞIN


1.KENDİNE GÜVENMEK


Kendine güven, aklın kesin inanç ve güvenle büyük ve gurur verici işlerde kullanımıdır! Kendinize güvenmedikçe ve gücünüze inanmadıkça asla başarılı ve mutlu olamazsınız! Oysa aşağılık ve yetersizlik duygusu ümitlerinizin kırılmasına yol açar, fakat kendinize güvenirseniz başarıya ulaşırsınız!

Sürekli olumlu şeyler düşünmek, kendinize güven duygunuzu geliştirir ve ne kadar zor olursa olsun bütün güçlükleri yenmenizi, onları aşamanızı sağlar!Kendinize güvenirseniz büyük güçlerin size yardıma geldiğini görürsünüz! Kendine güven duygusu kazanıp inancınızı kuvvetlendirirseniz, korkularınızın yok olduğunu, güvensizlik duygusunun ortadan kalktığını görürsünüz!

Beyninizi inançla, kendinizi güven duygusuyla doldurun! Bunlar bütün şüphe ve güvensizlik duygularınızı kovacaktır!

2.BÜYÜK HEDEF BELİRLEMEK

Hedefiniz ne kadar büyükse o kadar istekli çalışırsınız! Ne kadar çok çalışacağınızı ne kadar sağlıklı ve güçlü olduğunuz belirlemez; ne kadar istekli olduğunuz belirler! İsteği artıran ise hedefin büyüklüğüdür!

En büyük hedef bütün bir hayatınızı kaplayan hedeftir!Büyük hedefiniz ömrünüz boyunca ışık saçacak yıldızınızdır!Bugün yaptığınız her küçük tercihiniz en büyük hedefinizle ilişkili olmalıdır! Her küçük hedef büyük hedefi desteklediği, büyük hedefle aynı yol üzerinde olduğu derece önemlidir!

Hedefinizi büyütmeli ve tüm hedeflerinizi en büyük hedefinizi altında uygun yerlere yerleştirmelisiniz!Herkes en üstte olmayacak! Ama kim daha büyük istiyorsa o daha yüksekte olacaktır!Ne kadar yüksek isterseniz, yükseğe o kadar yakın olacaksınız!

Küçük hedefler için harcayacağınız çaba büyük hedefler için harcayacağınız çabadan az değildir! Büyük hedeflerin verdiği zevk, çabanın yoruculuğunu yok eder! Küçük hedefler ise ruhunuzu sıkar ve çektiğiniz acı , yeteneklerinizin zamanla körelmesine yol açar!

3. KESİN İNANCA SAHİP OLMAK

İnanmadığınız bir şeyi asla ve asla başaramazsınız!Bir yetenekteki eminlik düzeyine kadar güçlenmişse onun gerektirdiği emek o kadar azalacaktır! İnançlıysanız hiçbir şey olanaksız değildir! Başarabileceğinize ne kadar inanıyorsanız başarma ihtimaliniz o kadar fazladır!

İnancınız ne kadar güçlüyse ruhunuza o kadar güç verilecek, o kadar az emekle aynı işi yapabilecek, çevresel faktörler yardımınıza koşacak ve kaderiniz o ölçüde isteklerinize göre belirlenecektir!

İnancınız ne kadar kuvvetli olursa o kadar derinden hissedersiniz! Karşınıza çıkan güçlük ne kadar büyükse onu yenmenizi sağlayacak inancı o kadar geliştirmelisiniz!

Başaracaklarına inananların başarmalarının nedeni , sadece, inançların onlara verdiği cesaretle çok çalışmaları değildir!İnanmanın, tüm evreni , tüm iç ve dış şartları insana destek olacak şekilde harekete geçirmesidir!

4. YAKICI ARZU GELİŞTİRMEK

Hiç kimse bir şeyi elde edebileceğine inanmadığı sürece onu elde etmeye hazır değildir! Ne kadar hazır olduğunuzu ne kadar arzuladığınız belirler!Başarı büyükse ona yol açan arzu da büyüktür! Ne kadar başarılıysanız o kadar arzulusunuz!

Bugününüz geçmişteki arzularınızın eseridir, geleceğinizi de bugünkü arzularınız belirleyecektir! İradenize bırakılan kederi, başka hiçbir şey değil, arzularınız belirleyecektir!Kainattaki tüm güç ilişkileri arzu kanununa dayanır! Arzu, manevi gücün doğduğu kaynaktır! Arzularınız ruhunuzdan doğar! Ne kadar güçlü arzuya sahip olursanız o kadar güçlü olursunuz!

Neyi başaracağınız, neyi istediğinize, nasıl ve ne kadar istediğinize veya ne kadar istemediğinize bağlıdır! Ne kadar arzularsanız o kadar enerjiyi, o kadar gücü, o kadar emeği amacınız uğrunda feda etmeye hazır olursunuz!

5. STRATEJİ BELİRLEMEK VE PLAN YAPMAK

Strateji belirlemek “Hedefime nasıl ulaşabilirim” sorusuna cevap bulmaktır. Nasıl yapılacağını bilmek yapabilmenin % 80’inin oluşturur. Üzerinden geçeceğiniz yolların bütün kıvrımlarını bütün kesinliğiyle belirlemelisiniz.

Tam olarak neyi , tam olarak nasıl, tam olarak nerede, tam olarak ne zaman ve tam olarak ne kadar yapmak istiyorsunuz. Hedefinizi kesinleştirdiniz mi? Ne istediğinizi tam olarak bilmezseniz, istemediğiniz verildiğinde itiraz etmeye hakkınız olmaz.

Planlanan hedef bugünden başlayarak geleceğe doğru tüm adımları ve ayrıntıları tespit edilen hedeftir. Hedefleri bir piramidin içine yerleştirebilmelisiniz. Piramidin en üst kısmında en soyut ve en genel hedef vardır. En büyük hedef olarak bunu dikkate alacaksınız. Hayatınızın nihai amacı budur.

Hedeflerinizi yazın. Kağıda yazmak zihne çelik harflerle kazımanın en kolay yolu kağıda yazmaktır. Bir defa yazmak on defa okumak veya düşünmek gibidir. Eğer hedefinizi yazarsanız on kat daha etkin düşünecek, bilgiyi kendinize mal edecek, kendinizi hedefe daha daha kolay şartlandıracaksınız.

6.CESARETLE EYLEME GEÇMEK

Bir insan kendisine güveniyorsa , tüm tutumu bunu size söyleyecektir. Kendinize güvenmiyorsanız bunu asla gizleyemezsiniz. Nice inanılmaz yeteneklere sahip insan cesaretsizliği yüzünden keşfedilememiştir. Dahası cesaretsizlik yeteneklerin en büyük düşmanıdır.

Eğer eylemlerinizin seyrinden emin değilseniz bir girişimde bulunmayın. Şüpheleriniz ve tereddüdünüz uygulamalarınızı bozacaktır. Çekingenlik tehlikelidir. Cesura herkes hayrandır, kimse çekingene saygı duymaz.

Söylenmek korkuyu, söylemek cesareti artırır. Cesaretiniz varsa izlerinizi uzaklara taşırsınız. Varolmanız cesaretinize bağlı. Cesaretiniz varsa herkes sizin varolduğunuzu bilir. Sizi insanların dünyasına sadece cesaretiniz taşır. Cesaretiniz yoksa kendi iç dünyanıza hapis olmaya mahkumsunuz. Cesaretiniz varsa geçtiğiniz her yolda sizi anlatan bir iz bırakırsınız. İçinize saklanan gizli bir korku, sizi sürekli engellemeye çalışır.

7. KARARLI VE ISRARCI OLMAK

Vazgeçmenin kaçınılmaz bedeli başarısızlıktır; başarısızlığın tek nedeni vazgeçmektir. Israrın asıl etkisi eylemlerinize değil, eylemlerinizin sonucunadır. Israr sayesinde on saat konuşmanın etkisini bir saat konuşmuş gibi arttırabilirsiniz. Israrın bir yönü uyanık bilincinize bağlıdır; düşünmeye ve davranmaya devam ederek ısrar etmiş olursunuz. Öncelikli ısrar, zihinsel ısrardır; ısrar içinizden ayrılmadığı sürece tüm tutum ve davranışlarınız yönetmeye devam eder. Diğer yönü hayatınızı yöneten gizli taraflarınıza bağlıdır. Siz vazgeçmediğiniz ve kararınızı değiştirmediğiniz sürece ruhunuz ve derin bilinciniz sizin adınıza ısrar etmeye devam ederler. Israr sabra sabır zamana ihtiyaç duyar.

8. EN İYİYİ BEKLEMEK

En iyisini ümit ederseniz, mutlaka en iyiye ulaşmayı başarırsınız. Bir şeyin en iyisini beklerseniz zihninizde büyük bir güç oluşur ve çekim kanununa göre en iyiyi size doğru çekmeye başlar. Böylece içinizdeki yaratıcı güç açığa çıkar ve bu gücü ulaşmak istediğiniz hedefe yoğunlaştırırsınız. Kendinizi tamamen elde etmek istediğiniz şeye verebilirsiniz. Eğer bir insan kendini bir şeye tam olarak veriri ve onun üzerinde yoğunlaşırsa karşısına çıkan bütün engelleri aşar ve elde etmek istediği şeyi elde eder. Eğer bir güçlüğün üzerine bütün benliğinizle gider ve bütün gücünüzü ona aşmaya yöneltirseniz o güçlük önünüzde paramparça olup dağılır ve yok olur.

En iyi şeyin olmasını beklemenin anlamı beklediğiniz şeyin elde edilmesine bütün kalbiniz ve içtenliğinizle kendinize adamanızdır. Yaşamda başarılı olmanın anahtarı yaptığınız işin iyi sonuca ulaşmasını yürekten istemeniz ve kendinizi o işe bütün benliğinizle vermenizdir.

9. HEDEFE ULAŞMAK

Bir eser tüm boyutlarıyla tamamlandığında anlam kazanacaktır. Bir adım daha atamamak atılan binlerce adımın yok olmasına neden olur. Saati son çark çalıştırır. Bitirmemek yapmamaktan farksızdır. Başarının olmazsa olmaz kuralı “yapmak” tır. Yapmayı anlamlı kılan bir kural vardır: Bitirmek. Bitmeyen iş yapılmamış iş gibidir. Ne kadar iyi yapılırsa yapılsın , tamamlanmayan iş, can damarı kesilmiş vücut gibidir.En son çarkı takılmamış olan saat yok olan bir saatten farksızdır. Tam olarak bitmemiş iş, hiç bitmeyecekse, hiç yapılmayandan daha kötüdür. Çünkü zamanınızı emeğinizi, sağlığınızı alıp götürür.

16 Ocak 2010 Cumartesi

BAŞARILI GİRİŞİMCİ OLMAK İÇİN


Yeni bir iş yapmaya başlamak heyecanlı bir yolculuktur .

Bu yolculukta başarılı olanlardan bazı görüşler ise şöyledir ;

Tecrübe

Bir şirkette veya kendi işinde bir tecrübe sahibi olanlar yeni girişimlerde belirgin bir avantaja sahiptir .
Onların iş hayatında herhangi bir konuda yetenek veya tecrübeleri vardır .

Bütçe

Bir işte çalışmış insanlar küçükte olsa bir başlangıç sermayesine sahip olabilirler . Ayrıca iş tecrübesi ve başlangıç sermayesi , banka kredilerini kolaylaştırmada bir anahtardır .

Dayanma Gücü

Tecrübe ve başlangıç sermayesinin büyük önemi olsa da başarıyı garanti etmez .Girişimcilerin gözden kaçırmamaları gereken bir nokta işte başarıya ulaşmanın zor ve uzun süre alacağıdır .

Rekabet

Büyük firmalar satıcılar üzerinde etki yapabilir ve bazı satıcılar sizin ürününüzü satma konusunda isteksiz davranabilirler .

İyi Muhasebe Ve Hukuk Danışmanlarıyla Çalışmak

Prosedürlerin yerine gelmesi açısından önemlidir .

Başarılı Bir Ekip Oluşturmak

Müşteri elde etmek ,işinizi büyütmek için çalışanlara ihtiyacınız vardır .Bu konuda eski müşterilerinizden referanslar alabilirsiniz .
Müşterileri Çeşitlendirmek

Yumurtaları hep aynı yere koyarsanız ekonomide oluşabilecek bir bozulmada zorluk yaşayabilirsiniz .

Pazarlama

Pazarlama kritik bir öneme sahiptir .Pazarda bir çok seçenek varken müşterilerin sizi fark etmeleri gerekir .

Bir çok Şapka Giymek

Yeni bir işe başlarken yapmanız gereken bir çok şey olacaktır .
Yapacağınız her farklı işe uygun hareket edin .

Yenilikçi Olun

Rakiplerinizden daha fazla düşünün , araştırın ve fark yaratın .

GİRİŞİMCİLERE ÖNERİLER


Konsantre ol...

İlk kez iş girişimi yapanlar kendilerini neredeyse her fırsata atlama zorunluluğunda hissederler . Bu durum verimliliği olumsuz yönde etkiler . On işi kötü bir şekilde yapacağına bir işi mükemmel şekilde yap .Başka bir projeye geçmeyi düşünüyorsan orijinal konu ile ilgili olmalı .

Ne yaptığını anla , anladığını yap .

Yaptığın işe yalnızca çekici veya dışarıdan karlı göründüğü için girme . Sevdiğin işi yap . İşin yeteneklerin ve hırsın üzerine şekillenecektir . Kalbin onun için çarpmıyorsa başarı gelemeyecektir .

İşini yarım dakikada anlat veya hiç anlatma

İşini anlatabilmek için bir yatırımcı ile karşılaşma ihtimaline hep hazır olmalısın . Kısaca ve anlaşılır olarak ne yapmak istediğini , hedeflerini kafanda hazır tut .

Ne yaptığının , yapamadığının , senin yapamayıp başkalarının yaptığının farkında ol .
Hiç kimse her şeyi bilemez .İşinde daha iyi olabilmek için etrafında tavsiye verenler olsun .

Başlangıç girişimcisi gibi davran

Pahalı ofisleri , hızlı arabaları , çok para harcamayı unut . Genel giderlerini düşük tut , bütçeni verimli kullan .

Hatalarını değerlendir

Hiçbir iş kitabı , iş planı geleceği bilemez , seni tek başına başarılı bir işadamlığına taşıyamaz .

Başarıya giderken dikensiz yol yoktur .
Önemli olan hatalardan dersler çıkartmak ve aynı hatayı ikinci kez yapmamaktır .

Başlangıçta kimse sermaye vermez .

Hiç kimse başlangıçta işine yatırım yapmayacaktır . bütçene uygun olarak iş modelinin başarılı olabileceğini kanıtlayan alternatifler ara .

Sağlıklı ol

Verimli olabilmen için kendine iyi bakman gerektiğini söyleyebilirim . Girişimcilik bir yaşam biçimidir . Mesai saatlerinde çalışılan bir iş değildir . Herhangi bir bahane bulma . Yemeklerini zamanında ye , spor yap , kendine süre ayır .

KARAR VERMEK


Adamın biri bilge bir kral olmakla ün salmış kralın yanına gider.


Krala şunu sorar 'Efendim söyleyin bana hayatta özgürlük var mıdır?'Kral 'Elbette' der. 'Kaç bacağın var senin?'Adam soruya şaşırarak 'İki efendim' der.Kral 'Pekala, tek bacağının üstünde durabilir misin?'Elbette' diye cevap verir adam.Kral 'O halde hangi bacağın üstünde duracağına karar ver'.Adam biraz düşünür ve sol bacağı üstünde durmaya karar verir.Tamam' der Kral 'Şimdi de öteki bacağını kaldır.'Adam şaşırır 'Bu imkansız kralım' der.Gördün mü?' der Kral ' Özgürlük budur.Sadece ilk kararı almakta özgürsün.Ondan sonrasında değil.'

Hayat gerçekten böyleydi.İlk kararı alıyordun ve gerisi o ilk karara bağlı olarak gerçekleşiyordu.Hayat hata kabul etmiyordu.
İlk kararın doğruysa işler yolunda gidiyordu ama eğer yanlış bir karar aldiysan, herşey zincirleme yanlış gidiyordu.

Mesela mesleğini seçerken...
Hasbelkader, iyi düşünmeden, yeteneklerinin farkında olmaksızın bir meslek seçtiğinde ömür boyu işini zorla yapmaya mahkum oluyordun. İşinin başındayken başka bir iş yapmayı özlüyordun. Ama biliyordun ki;özgürlüğünü kullanmış ilk kararı vermiştin ve yeniden başlama cesaretin yoktu.

Bazı insanlar vardı hayatta...
Onlar ise herşeyi ardlarında bırakıp yeniden başlayacak kadar cesurlardı.Ama sen onlardan biri olamıyordun. Bunca emek bunca çalışmayı sanki çöpmüş gibi bir çırpıda atıveremiyordun. Oysa göz ardı ettiğin birşey vardı.

Hayat çok kısaydı ve mutsuz olduğun işlerle zaman öldürmek aynı zamanda ruhunu öldürmekle eş anlamlıydı.

Evlilik konusunda da iyi karar vermek gerekiyordu. Yanlış bir karar aynı evde yaşayan iki düşman yaratabilirdi. Aşk zorunluluğa dönüşebilir ve hayatını cehenneme çevirebilirdi. İlk kararı alıyordun, bu konuda özgürdün ama devamında senin kararına bağlı olmayan pek çok şey gerçekleşiyordu.

Hayat kararlardan ibaretti ve kararlar birer kibritti. Doğru yerde ateşlediğinde seni ısıtacak, çorbanı kaynatacak ateş oluyordu,yanlış yerde ateşlediğin vakit ise içinde bulunduğun evle birlikte senide yakıyordu.Hayat öyle basite alınacak bir oyun değildi. Oyunun kurallarını bilmen ve ona göre oynaman gerekiyordu.Ama çoğu zaman oyunun kurallarını bilmek yetmiyordu. Çok daha önemli olan başka birşey vardı.

Kendini bilmek... Ne istediğini, neyin seni mutlu edeceğini ve kim olduğunu,neler yapabileceğini bilmek zorundaydın. Ancak o zaman doğru kararlar veriyor ve mutlu bir hayata sahip oluyordun.

Ve kararlar birer kibritti...

Ya kendini yakıyordun ya da ısıtıyordun...

BEYİN FIRTINASI YÖNTEMLERİ


Beyin fırtınası (brainstorming) belirli bir konuda çözüm arayışına yönelik grup tartışması sırasında yaratıcılığı artırmak için kullanılan yöntemlerden biridir (Osborn, 1961).

Yöntem, çözüm arayışında çözüm önerisi veya önerilerinin tartılıp değerlendirilmesinden ziyade olabildiğince çok sayıda çözüm üretimine ve ortaya konmasına dayanmaktadır. Zira beyin fırtınası yöntemi, bunu vazeden şu temel sayıltıdan yola çıkar: Bir grupta, belirli bir problem hakkında ne kadar çok fikir, ne kadar çok çözüm önerisi ortaya atılırsa, söz konusu probleme en uygun çözümü bulma olasılığı o kadar artar.

Yöntemin uygulanışında birkaç hususa dikkat edilir. Birincisi, grup tartışmasına katılan üyelerin hiç çekinmeden ve değerlendirilme kaygısı olmadan, zihinlerinden geçen Önerileri ortaya koymaları ve önerileri maksimum kılmak esastır. İkincisi grup üyelerince ortaya atılan hiç bir öneri eleştirilemez, zira amaç değerlendirme değil, öneri sayısını artırmadır. Üçüncüsü, üyelerce önerilen tüm öneriler kişilere değil, gruba aittir ve grup tarafından geliştirilip kullanılabilir.

Kişisel görüşlerin toplanmasından sonra, öneriler rasyonel bir yöntemle değerlendirilir. Beyin fırtınasının yukarıda özetlenen ve grup tartışmasına dayalı yaygın şeklinin dışında az bilinen ikinci bir versiyonu daha vardır. Gordon tarafından önerilen bu versiyon, 'işlemsel yaratıcılık yöntemi' ya da 'sinektik yöntem' olarak anılmaktadır. Burada, çözüm aranan problemi tam olarak bilen sadece 'animatör'dür. Animatör, hem kendiliğindenliği ve hem de tartışmaya katılan farklı formasyonlardan grup üyelerinin benzer düşünce tarzlarına ulaşıncaya kadar karşılıklı birbirini anlamasını kolaylaştıracak bir 'grup iklimi' oluşturmaya çalışır.

Herkesin birbiriyle benzerliklerini ve farklılıklarını görmesi önemlidir. Sinektik yöntemin özü, tuhaf olanı tanıdık kılmak, tanıdık olanı tuhaf kılmaktır. Bu önermenin ilk kısmı, sorunun anlaşılması ve analiziyle ilgilidir, ikinci kısmı ise problemin bir başka türlü görünmesini sağlamak ve böylece çözümün yaratıcı sezgisini başlatacak bir şey bulmak için her türden analojinin aranmasıyla ilgilidir. 

Sinektik yöntem, tıpkı Delphi Yöntemi gibi, sürrealist yöntem olarak da adlandırılmıştır (Moles ve Mouchot, 1971), zira Salvador Dali'nin tablolarındaki gibi, ilke olarak birbiriyle en az birlikte giden veya birbiriyle çelişkili görünen öğeleri bir araya getirme çabasındadır. Uygulama, uyuşmayan fikir veya öğeler arasında kabul edilebilir bir harmoniyi bulmayı hedeflemektedir.

ÖNE ÇIKAN YAYINLAR

HAYATA HER ZAMAN GÜLÜMSEYİN

  Hayat bisiklete binmek gibidir; pedalı çevirdiğiniz sürece düşmezsiniz. Denge, harekette gizlidir. Durduğunuz an sendelemeye başlarsınız. ...