26 Eylül 2011 Pazartesi

ÖZGÜVEN MÜKEMMEL OLMAMAYI KABUL EDEBİLMEKTİR


Kişisel ataleti yenip başarı yolunda adım atmanın olmazsa olmazlarından biri özgüven. Ancak özgüvenin azı gibi fazlası da zarar. İşte size özgüven duygunuzu korumanızı sağlayacak 3 temel taktik...

Bir rivayete göre Y jenerasyonu aşırı bir özgüvene sahip.

Yani, yeterli bilgi ve becerisi olmadığı halde yapabileceğine inanıyor ve konuları diğerlerinden daha iyi bildiğini düşünüyor.

Psikolojik açıdan bakarsanız, bu tanım aslında epey sağlıklı.

Bilmediği halde yeteneğine ve yapabileceğine inanmak "öz-etkinliğin" yüksek olduğunu gösterir. Bu da iyidir.

Neyi bilmediğini bilmemek ve kendini diğerlerinden daha bilgili gibi görmekse, öz-bilgi eksikliğidir.

Özgüven, hem öz etkinlik hem de öz bilgiyi gerektirir. Ama öz etkinliğin biraz daha baskın olması, pek de tahmin edildiği gibi fena bir durum değildir.

Siz hiç özgüven sorunu yaşayan bir CEO, CFO ya da CSO gördünüz mü?

C-seviyesinde bir yönetici olmak demek güçlü bir özgüvene sahip olmayı gerektirir. Bu seviyede özgüven eksikliği yaşanmaz. Bu kişiler kariyerlerinin başlarında, ortalarında ya da bir dönemlerinde mutlaka özgüven eksikliği duymuş olabilirler elbette. Ancak bulundukları pozisyonu doldurmak yüksek özgüven gerektirir.

Peki, siz özgüveninizi artırmak istiyorsanız ne yapabilirsiniz?

Size 3 ipucu:

Mükemmelliyeti aramaktan vazgeçmeyi denemek:

Insan kaynakları yöneticileri her ne kadar işe alımlarda mükemmelliyetçi kişileri tercih etmeme eğiliminde olsalarda, C seviyesinde bir çok yöneticinin bu kategoriye girdiğini biliyoruz. Bu özellik hem kişiyi hem de birarada çalıştıkları kişileri oldukça zorlayan bir durum.

Mükemmelliyetçi tutum detayların çok arkasından gitmek, önceliği olmayan konularda dahi en ince noktaların düşünülmüş ve tamamlanmış olmasını beklemek ve hafif obsesyon halinde konuları düşünmek olarak ifade edilebilir. Kendinizi böyle bir döngü içinde bulduğunuzda, bir kaç dakikalık sakinleme molası almayı denerseniz, pişman olmazsınız.

Hata yapmak insanlık halidir. Hata yapmaktan korkmak, başarıya giden yola engel koymak gibidir. Hata yapmamak için değil yaptığınız işi en iyi şekilde yapabilmek için uğraşmayı tercih edin.

Cesur gözükmek de bir meziyettir.

Bazen hepimizin cesaretinin kırıldığı zamanlar olur. Bu zamanlarda dahi cesur gözükebilmek gücünüzü toplamanıza ve etrafın size olan güvenini sağlam tutmanıza fayda sağlar.

Biliyorum, içeride cesur hissetmemek, dışarıya nasıl yansır ki? Aslında rol yapıyor olacaksınız ama hayatta bazen rol yapmak fena değildir. Özellikle bu gibi durumlarda. Kendinizi bu şekilde cesur davranmaya ikna ederseniz, bir zaman sonra içiniz ve dışınız daha dengede olur.

Size anlam veren işleri tercih edin.

Eskiden kısa saatler çalışılıyormuş. Yaptığın işi sevmesen de belki çekilir bir durum olabilir. (sanmıyorum ama öyle varsayalım). Artık neredeyse 24 saat çalışıyoruz. Sevmediğimiz işleri yapmak gibi bir lüksümüz var mı? Hayatın tadı olması için sevdiğin işlerle uğraşmak durumundasın, yoksa hayatını harcar durursun.

23 Eylül 2011 Cuma

SADECE BAKMAYIN , GÖRMEYİ DENEYİN


Hayatın içinde çok şeyi es geçiyoruz. Aslında bizi mutlu edecek o kadar şey var ki, kalabalıkların arasında bunu ne farkedebiliyor ne de önemsiyoruz? Eğer bu yazıyı okumaya karar verdiyseniz, siz de bugünlerden birini yaşıyor olmalısınız.

O halde bizler bu yazı ile, “mutlaka ama mutlaka!” gerçek olan ama farketmediğiniz birçok şeyi gözlerinizin önüne sereceğiz. Yazıyı okuduktan sonra şöyle bir düşünün. Aslında bu ve bunun gibi birçok şeye daha sahipsiniz.
Sadece BAKMAYIN ; GÖRMEYİ deneyin.


1. Dünyada en az 2 kişi sizi uğrunuzda ölecek kadar seviyordur…

2. Dünyada en az 15 kişi uğrunuzda ölmese de sizi seviyordur…

3. Biri sizin gibi olamadığı için size çok imreniyordur…

4. Sizin bir gülümsemeniz, size bakan birçok yüzü aydınlatıyor…

5. Her gece birisi mutlaka uykuya dalmadan önce aklından sizi geçiriyordur…

6. Birisi için dünyalara bedelsinizdir…

7. Siz olmadan yaşayamayan en az 1 kişi var…

8. Siz sahip olduğunuz bütün özelliklerinizle kendinize özel ve eşsizsiniz…

9. Varlığından haberiniz bile olmayan biri, sizi seviyordur…

10. Dünyanin en büyük hatasını bile yapsanız, mutlaka bundan size yarayacak birşey çıkar.

11. Bütün dünyanın size sırtını döndüğünü düşündüğünüzde, etrafinıza bir bakın… Belki de sırtını dönen sizsiniz?

12. Birşeyi elde edemiyeceğinizi düşünürseniz ona asla sahip olamazsınız. Ama kendinize inanırsanız er ya da geç istediğinizi elde edersiniz.

13. İnsanların sadece iltifatlarını aklınızda tutun, kabalıklarını unutun.

14. Her zaman insanlara onlarla ilgili ne hissettiğinizi söyleyin. Bilmelerini sağladığınızda kendinizi çok daha iyi hissediceksiniz.

15. Gerçekten eşsiz bir arkadaşa sahip olduğunuza inanıyorsanız, bunu hemen şimdi ona söyleyin.

MEZUNİYET HEDİYESİ 1.8 MİLYON DOLAR

Başvurduğu 13 Amerikan üniversitesinden dokuzuna kabul edilen Robert Lisesi öğrencisi Ege Ayşe Yalçınbaş’a bu okullardan toplam 1.8 milyon dolarlık burs teklif edildi


EGE AYŞE YALÇINBAŞ BAŞVURDUĞU 13 AMERİKAN ÜNİVERSİTESİNİN DOKUZUNA KABUL EDİLDİ VE BURS KAZANDI

Amerikan Robert Lisesi’ni birincilikle bitiren Ege Ayşe Yalçınbaş, dünyanın en iyi üniversitelerini peşinden koşturuyor. ‘Robert’in küçük profesörü’ olarak tanınan Ege Ayşe, bu yıl başvurduğu dünyanın en iyi 13 üniversitesinin 9’undan kabul aldı.

Ege; Harvard, Princeton, Duke ve Columbia gibi en iyi üniversitelere kabul edilmekle kalmadı, yüzde 100’lere varan burslar da teklif

edildi. Üstelik bu üniversitelerin çoğu sadece öğrenim ücretini değil, yeme-içme ve yurt ücretlerini de almama sözü vererek, onu ‘özel öğrenci statüsü’yle kabul ediyor. Böylece Ege, dokuz üniversiteden ortalama toplam 1.8 milyon dolarlık burs kazanmış oldu.

Ege’nin tercihiyse beynin gizemini araştıracağı Duke Üniversitesi oldu. Başvuran 29 bini aşkın öğrenci arasından kabul edilen yüzde

0.15 arasına giren Ege’ye üniversite eğitim ücretinin tamamı, yatakhane ve yemekhane masrafları, 4 yıl için 200 bin dolar (350 milyar lira), Oxford Üniversitesi’nde yaz eğitim kampı, 5 bin dolarlık araştırma fonu, özel seminere katılım hakkı ve kişisel akıl hocalığı desteği sunuyor.

Başarısının sırrının dersi derste dinlemek olduğunu söyleyen Ege’yi öğretmenleri ‘profesör’ olarak anımlıyor, arkadaşları da “Ne yaparsa hak ederek yapar” diyerek hayranlıklarını dile getiriyor. Programlı bir şekilde çalışmalarını sürdüren Ege, üniversitede müzik ve tiyatrodan kopmayacağını belirtiyor.

Cerrah bir babayla doktor bir annenin kızı olan Ege’nin ağabeyi Fikret Yalçınbaş da, Duke’da biyomedikal alanında eğitim görüyor.

SOSYAL FAALİYETLER ÖNEMLİ

· İlköğrenimine San Francisco Sunset Elementary School’da başladı. Beşinci sınıfta İstanbul Koleji’ne devam etti. Liseyi Amerikan Robert Lisesi’nde bitirdi.

· Özgür Pencere Öykü Yarışması’nda Müzaffer İzgü Özel Ödülü’nü aldı, şiir yarışmasında Beşiktaş ilçe birincisi oldu.

Beşinci seviye müzik teori sınavını üstün başarıyla tamamlayarak uluslararası platformda geçerli ABRSM Distinction sertifikası aldı.

· Okul aktivitelerine katılımı, topluma ve çevreye özverili bir biçimde katkı sağlaması, sosyal sorumluluk duygusuna sahip olduğu için okulda iki yıl önce Feyyaz Berker Ödülü’nü kazandı.

· Yine okulda düzenlenen Jane Page Edebiyat Yarışması’nda birinci olup, İngilizce hikayesiyle öykü kategorisinde üstün başarı sertifikası kazandı.

· Robert Kolej’de fen alanında üstün başarı gösteren kız öğrencilere verilen Profesör Seyhan Nurettin Eğe ACG 49 ödülünü kazandı. Her akademik dönemde takdir öğrencisi oldu.

· Okulda yabancı öğretmenlerin velilerle iletişime geçebilmesi için toplantılarda tercümanlık, hazırlık sınıfı öğrencilerine İngilizce için gönüllü eğitmenlik yaptı.

· Robert Kolej Orkestra Başkanlığı’nın yanı sıra, solist ve vokalistliğini de yaptı.

SIRRIM AJANDAYLA DOLAŞMAKTA

Bu başarı benim tek başıma elde ettiğim bir şey değil. Gayretim var ama ailemin ve okulumun rolü büyük. Arkadaşlarıma da çok vakit ayırdım, zevklerimden, hobilerimden de geri kalmadım. Ben programlıyım, ajandayla dolaşırım. Herkesin bir ajandası olmalı. Ajandaya uyan her öğrenci, mutlaka ve mutlaka başarılı olur. Duke Üniversitesi’nde beynin gizemlerini çözen, duygunun ve davranışın kökenini araştıran bir alanda eğitim göreceğim. Ama müzikten ve drama derslerinden kopmayacağım.

KABUL EDİLDİĞİ ÜNİVERSİTELER

Carnegie Mellon Üniversitesi (yüzde 75 burs), Columbia Üniversitesi (yüzde 100 burs), Cornell Üniversitesi (yüzde 75 burs), Harvard Üniversitesi (yüzde 100 burs), Princeton Üniversitesi (yüzde 80 burs), Smith College (yüzde 100 burs), UC Berkeley (Kaliforniya Üniversitesi) ve UCLA – California Üniversitesi Los Angeles Kampusu (yüzde 100’e yakın burs).

Kaynak: Hürriyet

İÇİMİZDE HANGİSİNİ BESLİYORUZ ?

iyilik ile ilgili görsel sonucu

Yaşlı Kızılderili Reisi kulübesinin önünde torunuyla oturmuş, az ötede birbiriyle boguşup duran iki köpeği izliyorlardı.Köpeklerden biri beyaz, biri siyahtı ve oniki yaşindaki çocuk kendini bildi bileli o köpekler dedesinin kulübesi önünde boğuşup duruyorlardı. Dedesinin sürekli göz önünde tuttuğu, yanından ayırmadığı, iki iri köpekti bunlar.

Çocuk, kulübeyi korumak için biri yeterli görünürken niye ötekinin de oldugunu, hem niye renklerinin illa da siyah ve beyaz oldugunu anlamak istiyordu artık. O merakla sordu dedesine. Yaşli reis, bilgece bir gülümsemeyle torununun sırtını sıvazladı.

`Onlar,` dedi, `benim için iki simgedir evlat.`

`Neyin simgesi?` diye sordu çocuk.

`Iyilik ile kötülügün simgesi. Aynen su gördügün köpekler gibi, iyilik ve kötülük içimizde sürekli mücadele eder durur. Onları seyrettikçe ben hep bunu düsünürüm. Onun için yanımda tutarım onları.`

Çocuk, sözün burasinda, mücadele varsa, kazanani da olmali diye düsündü ve her çocuga has bitmeyen sorulara bir yenisini ekledi:

`Peki, sence hangisi kazanır bu mücadeleyi?`

Bilge reis, derin bir gülümsemeyle baktı torununa:

Hangisi mi evlat? Tabiki ben hangisini daha iyi beslersem !

İçimizde hem kötülük hem de iyilik yapma istidatı var.
Peki biz hangisini daha çok besliyoruz ?

DİL YALAN SÖYLER AMA VÜCUT ASLA

İlgili resim

Kişi söyleminin özünden farkını beden dili açıklar.

İyi bir gözlemci olmak bu farkı saptamanıza ve gerçeğe hızla yaklaşmanızı sağlar.

El – El’in konumu : Savunma gerektirmeyen, içten ortamlarda eller görünür ve avuç içleri yukarıya doğru döner, açıktır. Gerçek dışı söylemlerde eller saklı veya eylemsiz tutulma “çabasındadır”.

Parmak : El-Bilek açıları kişi davranışlarının belirgin anlatımıdır:

Doğrudan ve hedef gösteren işaretleme, saldırı-tehdidi;

Avuç içlerinin gösteren yaklaşımlar, samimiyet-teslimiyeti;

Kendine dönük yukarı doğru açık parmaklar ile avuçlar yakarmayı-çaresizliği;

Aynı halin tek parmak ve tek el ile yapılanı, masumiyet-ricayı;

Göğüste kavuşturulan kollar, ellerin görünme oranına göre edilgen-etken savunmayı;

Oturulan yerde kaplanan alan gücü; bu bağlamda el, kol, bacak hareket dinginliği veya sıklığı, var olan (konu, kişi-kişiler) ile uyumu dile getirir.

El sıkışırken uzatılan eli kavramamak, verme korkaklığını, gözü gözden kaçırmak ise bu özgüvensizliğin derecesini belirler.

Ağız Göz Uyumu: Tiyatro maskesindeki kurallar aynen geçerlidir.

Sorun yüz kaslarının istemli bir biçimde çarpıtılarak (Üst kasların gerilmesi içi ağlayan bir kişiye bile gülüyor, gülümsüyor izlenimi verebilir. ) Duyguların saptırılmasındadır.

Yolda Yürürken: Birlikte yürürken aynı hizada olmamak konuşulan konudan rahatsız olunduğunun belirtisi olabilir.

Burun Kaşıma: Burun kaşıma beyaz yalanların belirgin işaretidir. Bir şeyleri saklayanlar büyük bir olasılıkla gözlerine, kulaklarına, dudaklarına daha sıkça dokunurlar. Yüzlerini elleriyle örtenler, genelde davranışlarına güvenmeyen ve/ya kendi söylediklerinden emin olmayanlardır.

Yutkunma: Kişinin öncelikle kendi söylediğine inanmaması veya aşırı duygulanması, yutkunma refleksini arttırır. Bu durum ileri seviyelerde konuşmayı dahi zorlaştırır. “Boğazı(m) düğümlendi” “Dili damağı kurudu” anlatımı da bu olgudan gelir. Bu davranışın daha hafif belirtisi ise dudak yalamaktır

Göz ve Hareketleri: Konuşma sırasında göz-temasından kaçınma. Yine ciddi bir özgüven ve/ya kişilik sorununun belirtisidir. Bakışların aşağı doğru kaçırılması ayrıca utanç veya eziklik anlamındadır. Konuşulan kişinin gözlerinden (yüzünden) başlayan ve hep başka bir yön-noktada biten bakışlar, konu ve dikkat saptırma gayretleri olabilir. [Özellikle eğitmen/öğretmenlerin, sunu yapanların bir konu ve/ya görüntüye dikkat çekme gayretli ayrı tutulmalıdır.]

İletişim sırasında açmaz düşenler ve/ya cevap arayanların farklı iki nokta arasında bakışlarını tekrarlamaları da sıkça rastlanan belirsizliklerdir.

Hızlı Konuşma: Hızlı konuşma, söylenenin yeterince anlaşılmasına özen göstermeme, kelime ve son-ekleri yutma, yine kişinin kendi söylediğine kendisinin itibar etmemesi veya en azından olduğundan farklı görünme çabası olarak algılanabilir.

Nefes Alıp Verme: Düşünülenden – olduğundan farklı anlatımlar istemsiz bir davranış olan “periton” karın-zarı hareketlerine dolayısıyla sık ve düzensiz nefes alıp vermeye neden olur. Bu durumla düşünülenin söylem sırasında ani değişiklikleri sırasında da sıkça karşılaşılır. Olduğundan farklı davranış belli ölçüde gerginliğe neden olacağından, bir diğer anlatımla savunma mekanizmasını istemsiz olarak çalıştıracağından, nefes alıp-verme işlemi karında değil üst göğüs hizasında gerçekleşir.

Gülme: Pek çok insan yalan söylediğinde ilk başta rahatlar. bunun etkisi sesine de yansır. Yüksek sesle konuşur ve daha neşeli olur. Ancak sonrası yukarıdaki gibidir. “Gülme” halindeki korkuyu, güvenin geçiciliğini ancak söylenenlerin birlikte değerlendirilmesi, gülme sırası ve sonrasındaki bakışlar ile sınamak mümkündür.

“Psiko-Somati”: Söylenin – yaşananın olumsuz düşündürdükleri (Kişinin o anki “psiko” su) vücutta kanın mide bölgesinde (somat-stomach) toplanmasına neden olur. Yüz beyazlaşır, mide üstünde ciddi bir basınç oluşur, hatta hiç bir fizyolojik neden yokken, kusma’ya kadar varan davranışlar sergilenebilir.

SAĞLIKLI BEYNİN SIRLARI

sağlıklı beyin ile ilgili görsel sonucu

Unutkanlık ve hafıza kaybı yaşam kalitesinin bozulmasına neden oluyor. Uzmanlar hafızanın korunması için sağlıklı bir yaşamın önemine dikkat çekiyor. İşte hafıza zayıflamasından korumanın yolları…

SAĞLIKLI BEYNİN SIRLARI

Beynin yaşlanmasında en önemli faktörün, beynin kan dolaşımı olduğu konusunda fikir birliği var.

Geçen gün 20 yıllık mesai arkadaşım Kardiyolog Dr. Murat Kınıkoğlu’yla sabahın erken saatlerinde İntermed’de benim odamda çay içiyorduk. Dr. Murat’la bunama ve Alzheimer konferansının yankıları hakkında konuşuyorduk. O kadar güzel anlattı ki görüşlerini, sizler için özetlemesini rica ettim. İşte aynen aktarıyorum Dr. Murat Kınıkoğlu’nun Alzheimer ve bunama konusundaki sözlerini:

“Amerikan Sağlık Teşkilatı geçen nisanda ‘Bunama ve Alzheimer hastalığından korunma’ konulu bir konferans düzenledi. Dünya çapındaki uzmanların katıldığı toplantıda ister bitkisel, ister farmakolojik olsun, halen bunamayı engelleyecek ilaç olmadığı konusunda fikir birliğine varıldı. Bu şu anlama geliyor, eğer şu anda hafızanıza iyi geldiği düşüncesiyle herhangi bir ilaç veya vitamin yutuyorsanız, boşuna yutuyorsunuz. (Şahsen bu tip ilaçları hastalarıma yazmıyorum, ancak hasta alıyorsa ve -plasebo etkisiyle- faydalandığını düşünüyorsa kesmesi için ısrar etmiyorum)

Araştırmacıların son yıllarda üzerinde çalıştığı konuların başında ‘beynin yaşlanması’ geliyor. Beyin yaşlanmasında en önemli faktörün, beynin kan dolaşımı olduğu konusunda fikir birliği var. Eğer beyne kan yollayan kalp
(yani pompa) sağlıklı, beyne kan getiren damarlar da açıksa (damar sertliği ve plaklar yoksa) beyin sağlıklı kalıyor.

Hafızayı güçlendiren, bunamayı engelleyen ilaçların olmaması erken bunama için bir şey yapamayacağımız anlamına gelmiyor. Hafıza zayıflamasından korunmak isteyenlerin bazı hususlara dikkat etmesi gerekiyor.

1-Sigara içmeyenlerde bunama daha az görülüyor.
SİGARA KULLANIYORSANIZ BIRAKIN.

2-Tansiyonu kontrol altına alınanlarda bunama daha az görülüyor.
Larson ve arkadaşları tansiyonu kontrol altına almanın gelecekteki bunama riskini azalttığını gösterdiler. Tansiyonu düşürmeye ne kadar erken yaşta başlarsanız o kadar iyi. 85 yaşın üzerindeki hastalarda tansiyonu düşürmenin bunamaya bir faydası olmuyor. (Bu bilgi, 85 yaşından sonra tansiyonun tedavi edilmesinin bir yararı olmadığı anlamına gelmez. Yaşlılarda tansiyonun kontrol altında tutulması kalp ve böbrek yetmezliğini azaltır)

TANSİYONUNUZU MÜMKÜN OLDUĞU KADAR DÜŞÜK TUTMAYA ÇALIŞIN.

3-Düzenli spor yapanlarda hafıza daha geç bozuluyor.
Sporun beyne iyi geldiğini gösteren çalışmalardan biri Avustralya’da yapıldı. 6 ay süreyle ekstra 20 dakikalık bir egzersiz programına alınan 170 kişinin zihinsel fonksiyonlarında belirgin düzelme tespit edildi. İşin enteresan tarafı, spor yapmak, Alzheimer tedavisinde kullanılan donezepil isimli ilaçtan bile etkili (iki kat), dahası, sporun faydası egzersize son verdikten sonra da devam ediyor. Sporun beyne nasıl iyi geldiği tam olarak bilinmiyor. Ancak Amerikan Yaşlanma Enstitüsü’ndeki doktorlar spor yapmanın beyinde yeni sinir hücreleri oluşturan faktörleri uyardığını söylüyorlar. Oluşan bu yeni hücreler eski beyin hücrelerinin birbirleriyle olan ilişkilerini kuvvetlendiriyor.
Tabii bu yukarıdaki üç maddeye ilave edilmesi gereken bir madde daha var,
onlar da:

4-Total kolesterolünüzün düşük, kan şekerinizin normal olduğundan emin olun.

Araştırmalar bu son maddenin de unutkanlık ve Alzheimer için risk faktörü olduğunu gösteriyor. Tüm bu bilgilerden şu sonucu çıkarıyoruz: ‘Hafızamızı ve beynimizi korumanın yolu damarlarımızı ve kalbimizi korumaktır.’ Aslında yalnız beyin için değil, tüm organlarımızı için aynı şeyi söyleyebiliriz.”

18 Eylül 2011 Pazar

MUTLU OLMA SANATI


Mutlu olmak için zengin olma hayalleri kurmanıza gerek yok.

Çok paranız, pırlantalarınız olmadan da mutlu olabilirsiniz. İşte büyük mutluluk verecek küçük tavsiyeler.

Son zamanlarda mutluluk konusunda yeni yaklaşımlar görüyoruz. Yapılan son araştırmalarda, sanılanın aksine, insanları asıl mutlu edenin pahalı bir hayat tarzı olmadığı ortaya çıkmış. "Fazla çaba harcanmamış şeyler hem sizi daha çok mutlu eder, hem de hayatınızın kontrolünü elinizde kılmanıza yardıma olur" diyor Colorado Üniversitesi´nden Profesör Leaf Van Boven. Psikoloji uzmanlarına kulak verdik ve onlardan bu küçük zevklerin neler olabileceğini öğrendik. Hepsi oldukça etkili ve aynı zamanda da hem basit hem de ucuz.

Çiçeğin etkisi

Masanıza koyacağınız bir adet ayçiçeğinin birçok faydası olacaktır, insan yüzüne benzeyen bu çiçek, güneşi simgeler ve neşeli rengi olumlu düşünceler uyandırır. Ayrıca, HortScience dergisinde yayımlanan bir çalışmaya göre işyerinde çiçek yetiştiren kişiler, işlerinde daha mutlu oluyorlarmış.

Bir köpeği sevin

Hayvan sahiplerinin daha az stresli ve tansiyonlarının daha düşük olduğu görülmüş. Eğer köpeğiniz biraz sinirliyse, boynundan başlayarak bütün vücuduna, dairesel hareketlerle yumuşak bir masaj yapabilirsiniz. Böylece, çok rahatlayacak ve size olan karşılıksız sevgisini daha çok gösterecektir. Ayrıca başka bir canlıyı mutlu etmiş olmak, sizi de çok mutlu edecektir.

Eve uzun yoldan gidin

Rutin, insanları rahatlatır, ancak öte yandan bunlardan ara sıra vazgeçmek sizi alışılmışın dışına çıkartarak pozitif duygular yaşamanızı sağlar. Haftada bir gün, yolunuzu biraz değiştirin ve örneğin eve dönerken parkın yanından geçin ya da güzel manzaralı başka bir yolu tercih edip bu görüntünün keyfini çıkarın.

Sevgi dolu mesajlar

"Sevgilinize veya yakın bir arkadaşınıza atacağınız bir mesaj, sizi mutlu edecektir" diyor. It´s Not About Money (Önemli Olan Sadece Para Değil) adlı kitabın yazarı ve mali danışman Brent Kessel. iTunes´da en çok satılan romantik şarkıların söz yazarı Ingrid Michaelson da doğru mesajı nasıl yazacağınıza dair şunları söylüyor:

1. Mesaj yazacağınız konuyu belirleyin. Mesaj yollayacağınız kişi herhangi bir yemeği, rengi, sözü veya hayvanı çok seviyorsa, onun hakkında yazın.

2. Kalp, ruh, gül, sonsuzluk ve ölüm gibi kelimeler kullanmayın. Bunları hepsi çok kullanılan kelimelerdir ve sizi sıradan gösterir.

3. Asla kafiyeli yazmayın.

4. Örnekler vermeye çalışın.

5. Onu güldürün. Gülümsemek en iyi afrodizyaktır.

"Hayır" demeyi öğrenin

"En mutlu insanlar, kendi vakitlerini kontrol edebilenlerdir" diyor The Pursuit of Happiness (Mutluluk Peşinde) kitabının yazan David G. Meyers. Gereksiz bir iş yemeğine veya kuzeninizin partisine gitmek istemediğiniz zaman, "Üzgünüm ama başka işim var" deyin.

Güzel yemekler yiyin

Yemek yemeyi sevmeyen var mıdır? Ruh halinizi canlandırmak için, bunları deneyebilirsiniz.

Beyaz tabaklarda yemek yiyin. Bu rengin saflığı, içindeki renkli gıdaları daha güzel gösterecek, sizi olumlu düşüncelere sokacak ve yemeklerin tadını daha iyi almanızı sağlayacaktır.

Öğünleri renklendirin. Değişik renklerde yiyecekler sizi mutlu eder. Kırmızı daha çok yemenize neden olacağı için tercihiniz sarı mısır, yeşil biber, mor patlıcan ile naneden yana olabilir.

Restoranda, ilk siparişi siz verin. "Sonrakiler değişik şeyler seçer ve genellikle seçtiklerini beğenmezler" diyor Predictabifity Irrational (Yanlış Seçimler) kitabının yazarı Dan Ariely.

Mutlu saatler

Kendinizi mutlu hissetmek için 60 dakikanız mı var sadece? Bunları deneyin ve gününüz değişsin.

10 DAKiKA Pahalı olmayan kokulu bir banyo köpüğüyle duş yapın.

4 DAKİKA işe gitmek için hazırlanırken, en sevdiğiniz şarkıyı koyun ve eşlik edin.

5 DAKiKA öğle arasında, bir rüya yorumları web sitesine girin ve dün gece gördüğünüz rüyanın anlamını araştırın.

10 DAKİKA Kuaföre gidin ve ellerinize bir masaj yaptırın.

1 DAKiKA Tanımadığınız birinin kıyafetlerini beğendiğiniz zaman, bunu ona söyleyin.

Hem size psikolojik olarak iyi gelecek hem de yeni bir moda kaynağı bulmuş olacaksınız.

5 DAKİKA Ağzınızı sulandıracak yemek tarifleri için dergilere veya internete bakın.

20 DAKİKA Sevgilinize vakit ayırın. Çok hızlı bile olsa, seks sırasında salgılanan hormonlar, ruh halinizi kesinlikle iyileştirecektir.

5 DAKİKA Yeni yıkanmış çarşaflarınızı serin.

Hiçbir neden yokken kokulu mum yakın

Güzel yastıklarınızı özel günler için saklamaktan vazgeçin. Onları yalnızken de kullanmak güzeldir!

Lavanta veya yeşil elma gibi ruh haliniz üzerinde etkisi olduğu bilinen mumlarınızı kendiniz için yakın.

Koşuya çıkın

Bilim adamları koşmanın endorfin hormonu salgılamaya yardımcı olduğunu söylüyorlar. Dışarı çıkın ve yorulana kadar koşun. İster bir kilometre koşun, isterseniz 10. Ne kadar iyi hissediyorsunuz, değil mi?

Plansız şeyler yapın

Sepetin içinde bekleyen çamaşırları kafanızdan atın ve güzel bir kitap okuyun veya yürüyüşe çıkın. Eğer evde yapmanız gerekenleri yapmadan oturamıyor ve suçluluk hissediyorsanız, bir arkadaşınızı arayın ve ona gidin. "Birçoğumuz işlerimizi zamanında yapmaktan mutlu oluruz. Ama planlanmamış şeyler ayrı bir mutluluk verir insana" diyor Kessel.

Kendinize kolay bir hedef belirleyin

"Zaten yapmanız gereken bir işi zamanında bitirmek, çantanızı temizlemek veya yemek yapmak gibi kolay hedefler koymak, kontrolün elinizde olduğu hissini uyandırır. Kontrol elinizde olduğu zaman da, otomatik olarak mutlu olursunuz" diyor psikolog Dr. John Reich.

Eskiden yediğiniz abur cuburlardan yiyin

Elma sekeri veya pamuk helva yediğinizi hatırlıyor musunuz? Herhalde bunları yemeyeli yıllar olmuştur.

Tekrar yediğiniz zaman eski anlarınızın kafanızda canlandığını hissedeceksiniz.

En sevdiğiniz renge karar verin

"Evinizdeki bir duvarı başka bir renge boyamak, ruh haliniz üzerinde etkili olur" diyor renklerin etkileri üzerine araştırma yapan Dr. Nancy J. Stone. Mavinin sakinleştirici (yatak odaları için doğru bir seçim) ve yeşilin de rahatlatıcı (salon için doğru bir seçim) bir etkisi olduğu bilinmektedir. Sarının ise mutlu edici bir etkisi vardır ve mutfakta kullanmak için son derece uygundur.

Yorulduktan sonra soğuk bir şeyler için

Akşamüstü plajda voleybol oynadıktan sonra, soğuk bir bira için. "Hem susuzluğunuza iyi gelir hem de kas ağrılarınızın önüne geçer" diyor araştırma grubu.

ÖNE ÇIKAN YAYINLAR

DOSTLUK, İKİ YÜREĞİN TEK BİR RİTİMDE ATMASIDIR

Dostluk, insanlığın kurduğu en derin, en eski ve en kıymetli bağlardan biridir. Kan bağıyla değil, gönül bağıyla kurulur. Zor zamanda belli ...